Solar Impulse 2: Zafere 1 Adım Kaldı 0 382

Solar Impulse 2: Zafere 1 Adım Kaldı 0 383

Solar Impulse 2

Sadece güneş enerjisiyle uçan Solar Impulse 2 dünya turunun son etabına başladı. Yalnızca güneş enerjisiyle uçan Solar Impulse 2 dünya turunun son etabına başladı. Uçağın pilotlarından Bertrand Piccard, Kahire’den Abu Dhabi’ye doğru yola çıktı. Uçağın macerası 9 Mart 2015’te Abu Dhabi’de başlamıştı. Ekibe göre son etap, 17 etap arasında en zorlu uçuş. Bu son yolculuğun 48 ila 72 saat sürmesi bekleniyor.

Güneş Işığıyla Gece Gündüz Uçuyor

Solar Impulse 2, saatte ortalama 45 kilometre uçuyor. Gündüzleri güneş ışığından yararlanarak hızını arttırabiliyor. Lityum iyon piller aracılığıyla gün boyu enerji depolayarak geceleri uçmaya devam ediyor. Bu, Solar Impulse adlı araçtan sonra proje için geliştirilen ikinci model. 2,3 ton ağırlığındaki uçağın kanadındaki 17 bin foto voltaj hücresinin ürettiği elektrik pervaneleri hareket ettiriyor ve aküyü şarj ediyor. Uçağın kanat genişliği Jumbo jet Boeing 747’nin ölçülerini aşıyor.

Daha İyi Bir Dünya İçin

Uçağı dönüşümlü olarak kullanan İsviçreli pilotlar Bertrand Piccard ve Andre Borschberg’in bu maceraya atılmalarının hedefi yenilenebilir enerjinin gücünü göstermek ve dünya çapındaki kullanımını yaygınlaştırmaktı. Piccard uçakla son yolculuğuna çıkmadan önce projenin ”daha iyi bir dünyayı” hedeflediğini söyledi.

Kaynak: ntv.com.tr

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

WordPress 2021’de Piyasayı Ele Geçirmeye Hazırlanıyor 0 355

Dünyanın en ünlü ve en çok tercih edilen içerik yönetim sistemi olan WordPress, 2021 yılında CMS(Content Management System) pazarında tamamen lider olmaya hazırlanıyor. İçerik yönetim sistemleri arasında yıllardır en fazla kullanılan isim olan WordPress, 2020 sonu ve 2021 başı, herhangi bir sistem kullanılmayan özel web sitelerini de yüzde olarak geride bırakarak tüm internet siteleri içinde en fazla kullanım payına sahip olmayı bekliyor.

Dünya Üzerindeki Web Sitelerinin İçerik Yönetim Sistemleri

2011
1 Jan
2012
1 Jan
2013
1 Jan
2014
1 Jan
2015
1 Jan
2016
1 Jan
2017
1 Jan
2018
1 Jan
2019
1 Jan
2019
1 Aug
Olmayan 76.4% 71.0% 68.2% 64.8% 61.7% 56.6% 53.3% 51.3% 45.3% 43.7%
WordPress 13.1% 15.8% 17.4% 21.0% 23.3% 25.6% 27.3% 29.2% 32.7% 34.3%
Joomla 2.6% 2.8% 2.8% 3.3% 3.3% 3.3% 3.4% 3.2% 3.0% 2.8%
Drupal 1.4% 1.9% 2.3% 1.9% 2.0% 2.1% 2.2% 2.3% 1.9% 1.8%
Shopify 0.1% 0.3% 0.4% 0.6% 0.9% 1.4% 1.6%
Squarespace <0.1% 0.1% <0.1% 0.1% 0.2% 0.4% 0.5% 0.7% 1.4% 1.6%
Wix <0.1% 0.1% 0.1% 0.2% 0.3% 0.4% 1.0% 1.1%
Magento 0.9% 1.1% 1.2% 1.2% 1.2% 1.0% 0.9%
Blogger 0.6% 0.9% 1.1% 1.2% 1.1% 1.2% 1.1% 0.9% 0.8% 0.8%

Herhangi bir sistem kullanmayan web siteleri 2011 yılında tüm web sitelerinin %76’sını oluştururken 2019’un 1 Ağustos’unda %43,7’ye gerileyerek yerini yavaş yavaş WordPress’e bırakıyor. WordPress ise 2011 yılında %13,1 ‘lik paya sahipken 2019 yılında bu pay %34’e çıkarak, her 10 kişiden 4’ünün WordPress kullandığını belirtiyor.

Joomla, Drupal, Blogger, Magento gibi sistemlerin kullanıcı sayısı düşüp pazar payı azalırken; Shopify, Squarespace, Wix gibi içerik yönetim sistemleri yavaş da olsa büyümeye devam ediyor. Fakat WordPress’in kullanışlı sistemi, büyük eklenti dünyası ve ücretsiz olarak devasa bir arşivinin bulunması gibi sebeplerle diğerlerinden daha hızlı bir şekilde büyümeyi sürdürüyor.

1 Ağustos 2019 itibariyle “Sistem Kullanmayan” web siteleri %43,7 iken, WordPress kullanan web siteleri %34,3. 2019 ve 2020 yılında toplamda %4 büyümesi beklenen WordPress Kullanıcılarının, en geç 2021 itibariyle herhangi bir içerik sistemi kullanmayan web sitesi kullanıcılarını aşarak zirveye oturması bekleniyor. WordPress’in son yıllardaki büyüme hızına bakılırsa 2020 sonuna kalmadan liderliği elde etmesi mümkün görünüyor.

WordPress’in Avantajları Neler?

● Tamamen ücretsiz bir sistem olması
● Kolay kurulum ve yönetim
● Devasa eklenti havuzu
● Gelişmiş güvenlik sistemi
● Gelişmiş eklenti güvenlikleri
● Dünyanın en az üçte birinin WordPress kullanması
● Ücretsiz olarak sınırsız özelleştirmeye imkan tanıması
● SEO optimizasyonu ve arama motorları için kullanışlı ve ücretsiz eklentiler

WordPress’in Dezavantajları Neler?

● Kalabalık kullanıcı sayısından dolayı sisteme zarar vermeye çalışan yazılımcıların ve hackerların da kalabalık olması
● Çoklu dil desteği için eklenti kullanmak zorunda kalmak
● Çeşitli özellikler için fazla eklenti kurmak zorunda kalınması ve siteyi yavaşlatması

Peki ya Joomla?

Joomla Logo

Joomla bir zamanlar piyasa lideri olmuşsa da bunu kısa sürede WordPress’e kaptırmıştır ve uzun zamandır ikinci sırada bulunmaktadır. Bu sene ilk defa büyümek yerine kullanıcı payında düşüş yaşayarak küçülmeye başlamıştır. Joomla ile WordPress benzer özelliklere sahip olsa da Joomla’nın genellikle ücretli eklentiler sunması ve dar olan eklenti havuzu, tercih sebebi yapmamaktadır. WordPress’in yükselişi devam ederken eski rakipleri Joomla gibi içerik yönetim sistemleri düşüşe geçmiştir.

Blogger

Blogger Logo

Google’a ait olan Blogger içerik yönetimi sistemi, WordPress’ten daha sağlam bir altyapıya sahiptir. Google’ın imkanları ile desteklenen bir blog ve hızlı indekslenen web siteleri istiyorsanız, özelleştirmeye fazla ihtiyacınız yoksa mutlaka Blogger’ı tercih etmelisiniz. Çünkü Blogger sistemi hosting’i Google bünyesinde ücretsiz olarak sağlıyor ve sitenizin sunucuları aslında Google’ın sunucularında barınıyor.  Bu da daha hızlı sayfa yüklemesi ve arama motorlarında daha hızlı yer etmesi demek. Peki dezavantajı nedir? Özelleştirmek için kolay bir yapısının bulunmaması. Blogger’ı özelleştirmek için kod sistemi konusunda bilgi sahibi olmalısınız. Çok kısıtlı bir özelleştirme seçeneği bulunan Blogger’da aynı zamanda eklenti çeşitliliği de bulunmuyor. Eklenti olarak genelde manuel kodlardan faydalanmak gerekiyor.

Blogger için SEO taktiklerini ele alıp arama sonuçlarını iyileştirmeniz için kaleme aldığımız içeriği inceleyebilirsiniz:

https://www.dunyayikesfet.net/2014/08/blogger-icin-seo-taktikleri-10-gecerli/

Dünyanın En Ölümcül Dinozoru Artık T-REX Değil: Dynamoterror Keşfedildi 0 317

Dinozorların keşfinden bu yana, Dünya üzerinde tanıdığımız en yırtıcı hayvan olan Tyrannosaurus Rex gerçek bir ölüm makinesiydi. 6 metreye ulaşan boyları, 15 tona varan ağırlıkları ve bir öğütücüden farksız olan dişleri sayesinde Dünya üzerinde yaşamış şüphesiz en ölümcül canlıydı. Dinozor fosillerini bulduğumuzdan ve onları araştırmaya başladığımızdan bu yana en ölümcülünün T-Rex olduğunu düşünüyorduk. Dinozorları konu eden filmlerde hep başrol oyuncusu olan T-Rex’in pabucu dama atılmış gibi gözüküyor.

Andrew Mcdonald ve Douglas Wolfe’nin başkanlığında New Mexico’da 2012 yılında yapılan keşifler neticesinde fosiller yıllardır inceleme altındaydı. Bu yeni keşfin tam olarak hangi dinozor ailesine ait olduğu saptanmaya çalışıldı. Ve uzun uğraşlar sonunda 2018 yılında bu dinozor fosilinin yeni bir dinozor türü olduğunu keşfedip ona “Terörün Hükümdarı” anlamına gelen Dynamoterror ismini verdiler. İlginç olan bir diğer yanı da, fosillerin 80 milyon yıllık bir kayaçtan elde edilmiş olması. Yani T-Rex’lerin yaşadığı dönemden tam 12-14 milyon yıl önce. T-Rex’in boyundan çok az daha küçük olan Dynamoterror, kuzeni olan T-Rex’ten daha güçlü çene yapısı ve zırhı ile kesinlikle yenilmez bir ölüm makinesi.

Bilim insanları, Dünya’nın henüz daha inemediğimiz, gidemediğiz, ulaşamadığımız veya kazamadığımız derinliklerinde daha keşfedilmeyi bekleyen yüzlerce dinozor türü olduğunu söylüyor. Bu keşifler günümüzde yapılmaya devam ediyor ve geçtiğimiz her dakika yeni bulgulara ulaşmaya devam ediliyor. Yeni keşif sayesinde T-Rex’in pabucu dama atılır mı, filmlerde veya dijital dünyamızda bundan sonra Dynamoterror mu, yoksa kuzeni T-Rex mi daha fazla konuşulup- yazılıp çizilecek bilemiyoruz. Ama ikisi arasında “En Ölümcül Dinozorluk Unvanı” için taht kavgasının şimdiden başladığını söyleyebiliriz.

Kaynaklar: smithsonianmag.com, businessinsider.com, inverse.com

Popüler Başlıklar