Yüzyıllardır Efsaneleşen Ancak Aslında Hiç Var Olmayan 3 Ünlü İsim 0 342

Shakespeare, Robin Hood, Konfüçyüs! Efsaneler, insanlık var olduğundan bu yana tüm kültürlerde tüm milletlerde dilden dile, kitaptan kitaba yayılan söylentilerdir. Bu efsanelerin çoğu anlatıldığı gibi yaşanmış olabilir. Ancak tarih bunları yazsa bile efsaneleri bırakın, tarihin bile tam anlamıyla gerçeği yazdığını söylemek oldukça zor. Eski mitolojiler ve efsanelerin bir çoğunun gerçekten oldukça uzak olduğunu hepimiz biliyoruz. Peki ya tarihte yer alan, hatta haklarında kitap kitap biyografi yazılan, yaşadığına dair kanıtlar olan bazı kişilerin hiç yaşamamış olabileceğini öğrenseydiniz?

Günümüzde bazı araştırmacılar, hatta ünlü tarihçilerden bir çoğu, tanıdığımız bazı isimlerin aslında hiç yaşamamış olduğunu düşünüyor. Ellerinde bulunan verilere bakıldığında bazı ünlülerin gerçekten yaşadığına veya tek bir kişi olduğuna inanmak epey zor. Aslında daha fazla kişi olmasına rağmen bu ünlülerden en meşhur olan 5 tanesini derledik;

William Shakespeare

Nasıl olur, Shakespeare’in onlarca yüzlerce oyunu, yazdığı tonla şey var, hatta portreleri var dediğinizi duyar gibiyim. Ancak yaşadığıyla ilgili gerçek bilgiler göz önüne alındığında aslında Shakespeare’in sadece bir kalem adı olduğunu ve daha fazlası hakkında hiçbir bilgiye sahip olunmadığını gösteriyor. Evet, William Shakespeare diye bir adam varmış ancak tarih bu adamın herhangi bir oyun ya da başka birşey

W. Shakespeare

yazdığını kayıtlara geçirmemiş. Kayıtlara geçen gerçek biyografisinde ise 18 yaşında evlendiğini, üç çocuğu olduğunu ve sonradan ailesini terk edip Londra’ya yerleştiğini gösteriyor.

Sanatla ilgili tek kayıtlı olan bilgi ise 2 kere kraliçe için tiyatroda oynadığını ve Globe Tiyatrosunun hissedarları arasında yer aldığını gösteriyor. Daha sonra Londra’dan taşınıp evine tekrar geri dönen W.Shakespeare, büyük bir ev satın alıp bir süre gayrimenkul ve tahıl satıcılığı yaptıktan sonra 1616 yılında ölmüştür.

Yani gerçek tarih kayıtlarında bu adamın yazdığı herhangi bir oyun veya sanatla ilgili pek bir şey bulunmuyor. Bugün Shakespeare adına sahnelenen oyunların yazarının gerçekte kraliyet ailesinden gelen Edward de Vere olduğu düşünülüyor. Pek de iç açıcı bir geçmişi olmayan Vere’nin, sanatçı kişiliğini bastırmadığı ancak kendi adıyla yazmayıp Shakespeare ismiyle bu eserleri sunduğu belirtiliyor. Shakespeare oyunlarında bulunan parmak izleri geçtiğimiz yıllarda taranmış ve Shakespeare’in aslında Edward de Vere olduğu ortaya çıkmıştı. Yine de işin iç yüzünde tam olarak neler yaşandı bunu 400 yıl geriye gidemeden asla tam olarak bilemeyeceğiz. Bildiğimiz tek şey Edward de Vere’nin William Shakespeare’den çok daha gerçek olduğu.

Robin Hood

Robin Hood

Ünlü efsane iyi kalpli Robin Hood’un gerçekte yaşayıp yaşamadığı hala bilinmiyor. Aslında Robin Hood’un bir kitap olduğunu hepimiz biliyoruz. Fakat bu kitaptaki kahraman Robin Hood’un gerçekte kim olduğu veya kimden esinlenildiği gizemini koruyor. Tarihçiler Robin Hood‘un tamamen hayali olmadığını ve birinden esinlenildiğini düşünüyor. Bulgular ışığında Robin Hood’un yüksek ihtimalle Kral John‘a ayaklanan asilzadelerden biri olan Fulk Fitzwarin olduğu düşünülüyor. Daha sonraları yaşamış olan haydutların bir kısmı kendilerini Robin Hood olarak adlandırmış ve tarihte Robin Hood efsanesini karmaşık bir hale getirmişlerdir. Gerçekte Robin Hood diye biri yaşamamış, ama bu lakabın Fitzwarin’e ait olduğu düşünülüyor.

Konfüçyüs

Konfüçyüs

Çin’in Socrates‘i olarak anılan bu adamın söylemiş olabileceği düşünülen sözlerin büyük çoğunluğu tutarsızdır ve başka sorular sormayı doğurur. Aslında günümüzde sosyal medya kullanımından dolayı ortalıkta dolaşan milyon tane söz ve söz öbeğinin Konfüçyüs’e ait olduğunu sanabilirsiniz ama öyle değil. Gerçekten Konfüçyüs’e ait olduğu düşünülen sözlerin ise daha fazla soruyu doğurduğu bir gerçek. Konfüçyüs aslında bir filozof ve öğretici olarak yaşamadı. Gerçek Konfüçyüs’ün memnuniyetsiz bir idealist ve iddialı bir politikacı olduğu sanılıyor. Diğer efsaneleşmiş Konfüçyüs ise Çinli bir süper kahraman. Süper kahraman bir filozof olarak düşünmek herkesin daha çok hoşuna gitse de, Konfüçyüs bir politikacı. Verdiği cevaplardan çok sorduğu sorular var. Pek filozof olduğu söylenemez.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Gerçek Olduğuna İnanamayacağınız 15 Fantastik Yer 0 84

Dünyanın kendine has güzelliklere sahip bir çok bölgesi vardır. Ama bazı yerler vardır ki, size rüyada olduğunuzu hissettirebilir. Dünyanın çeşitli bölgelerinden 15 fantastik noktayı müthiş fotoğraflarla birlikte sizin için derledik. Sıralama karışık yapılmıştır.

15. Wisteria Çiçek Tüneli – Japonya

Foto: cdn.zekkei-japan.jp

Çiçeklerle bezenmiş bu insan yapımı tünel, fantastik bir filmden fırlamış gibi. Japonya’da bulunan bu nokta turistler tarafından çokça ziyaret ediliyor. Ayrıca bilmenizde fayda var; Japonlar çiçekleri çok sever.

14. Zhangye Danxia – Çin

Foto: chinadiscovery.com

Jeolojik bir doğa harikası olan bu gökkuşağı dağları, tam 80 milyon yıldır bu şekildedir. Toprakta bulunan çeşitli mineraller sebebiyle zeminin rengi de bu minerallerin rengini almıştır. Oldukça ilginç bir doğal güzellik olsa da, henüz milyonlarca insanın bu doğal güzellikten haberi yok gibi duruyor.

13. Tianzi Dağları – Çin

Foto: 1.bp.blogspot.com/

Avatar filmini izleyenler bilir, işte o fantastik dağların esin kaynağı Çin’deki Tianzi Dağları. Mermer yapısında olan ve yer yer 1500 metreye kadar yükselebilen bu dağların ismi, Mandarin Çincesinde “Cennetin Oğlu” anlamına gelmektedir.

12. Lale Tarlaları – Hollanda

Foto: bedandbreakfast.eu

Hollanda’nın meşhur lale tarlalarında bir gezintiye çıkabilirsiniz. Bir çok fotoğrafçının uğrak noktası olan bu muhteşem bölge, her sene binlerce turist tarafından ziyaret ediliyor. Hatta hangi tarlalarda daha çok lale olduğunu öğrenebilmeniz için bir turist bilgi merkezi bile kurmuşlar.

11. Roraima Dağı – Venezuela

Foto: YouTube

Brezilya ile Venezuela arasında bulunan bu ilginç ve gizemli dağ, bir ulusal parkın sınırları içerisindedir. Yaklaşık 2800 metre yüksekliğe ulaşan bu dağ, bölgedeki dağların en yükseğidir ve çoğu zaman bulutların üstünde kalır. Çok fazla keşfedilemeyen bu dağ, bilim adamları tarafından “Kayıp Dünya” olarak adlandırılmıştır.

10. Retba Gölü – Senegal

Foto: sapnasaurabh.files.wordpress.com

Retba ya da diğer adıyla “Gül Gölü”, Batı Afrika ülkesi olan Senegal’de bulunmaktadır. İsmini pembe renginden alan göl, yüzeyinde bolca bulunan Dunaliella Salina adlı su yosunu sebebiyle pembe renktedir. Dakar rallisinin bir bölümü Retba Gölünde yapılmaktadır.

9. Aşk Tüneli – Ukrayna

Foto: rferl.org

Ukrayna’nın Klevan şehrinde bulunan bu aşk tüneli, bir tren yolunun üzerinde bulunmaktadır. Günde bir kaç kere tren geçen bu güzel manzarayı fotoğraflamak isteyenler bu bölgeyi ziyaret etmektedir. Aşk tüneli ortalama 3 kilometre uzunluğundadır.

8. Mendenhall Buz Mağaraları – Alaska

Foto: allthatsinteresting.com

Buz tabakalarının kopmasıyla oluşan bu buzul mağaraları, günden güne küresel olarak ısınan hava sebebiyle gitgide küçülmektedir. Bolca ziyaretçisi olmasına rağmen, yetkililer bu buzul mağaralarına girmenin aşırı tehlikeli olduğunu belirtmiştir. Zamanla eriyen buz kütleleri büyük kırılma ve kopmalara sebep olabilir.

7. Salar de Uyuni Gölü – Bolivya

Foto: rasmussentravel.dk

10 bin kilometrekare’den fazla alanıyla dünyanın en büyük tuz göllerinden biri olan Salar de Uyuni, Bolivya’nın güneybatısında ve 3700 metre yükseklikte bulunmaktadır. Gündüz ışıldayan, gece buz pistine benzeyen bu muhteşem göl, Güney Amerika’nın benzersiz tuz göllerinden biridir.

6. Antilop Kanyonu – Amerika Birleşik Devletleri

Foto: Youtube

ABD’nin güneybatısında bulunan Antilop Kanyonu, erozyon sonucu mükemmel ve pürüzsüz bir yüzey şekline sahip olmuştur. Bu doğa harikasının yerel dildeki anlamı “suyun taşların arasından aktığı yer”dir. ABD’nin çok fazla turist alan bölgelerinden biridir.

5. Bambu Ormanı – Japonya

Foto: jrailpass.com

Yarım kilometreden fazla yürüyüş parkuruna sahip olan ve Japonya’da bulunan bu bambu ormanı, kendinizi çok farklı bir yerde hissetmenize sebep olabilir. Bambu ağaçlarının yüksekliği yer yer 40 metreye ulaşmaktadır. Bambu ormanında rüzgarla birlikte çıkan sesler, Japonya’nın ulusal seslerinden biri olarak kabul edilmektedir.

4. Çay Tarlaları – Çin

Foto: Pinterest

Türklerden daha eski çay geleneğine sahip olan Çinliler yaklaşık 1500 yıldır çay yetiştirmeyi ve demlemeyi bir halk sanatı olarak görmektedirler. Çeşitli çayların yetiştirildiği bu çay tarlaları, Çin’e gidenlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken yerlerden. Muhteşem manzaraya sahip Çin coğrafyasında bulunan tarlalar, mükemmel bir insan emeği.

3. Son Doong Mağarası – Vietnam

Foto: gaiadergi.com

Dünyanın en büyük ve en esrarengiz mağarası olan Hang Son Doong mağarası, 2009 yılına gelene kadar tam olarak araştırılamamıştı. Hakkında hala çok az bilgiye sahip olduğumuz bu mağara, dünyanın bilinen en büyük mağarası. Hatta mağara o kadar büyük ki, kendi ekosistemi mevcut. Henüz derinliklerine kadar inilemeyen mağarada endemik canlı ve mikroorganizmalar olabileceği tahmin ediliyor.

2. Hitachi Sahil Parkı – Japonya

Foto: orangesmile.com

Sonbaharda rengi yeşilden kırmızıya dönen Kochia adlı muhteşem bitkilerle kaplı olan bu Hitachi Sahil Parkı, Japonya’daki çiçek sevgisini ortaya koyan nadir güzelliklerden biri. Kochia haricinde onlarca bitkiye ev sahipliği yapan bu müthiş tabiat parkında nergis, lale gibi çiçekler de yetiştirilmektedir. Görsel şölen ve muhteşem manzaralar eşliğinde yürümek isteyen herkes mutlaka bir kere gitmeli.

1. Kapadokya – Türkiye

Foto: Go Turkey

Dünyanın en nadir oluşumlarından biri olan “peri bacaları”, tamamen doğal yollarla oluşmuştur. Yaklaşık 60 milyon yıl önce Erciyes ve Hasan Dağı volkanlarının püskürmesi sonucu oluşan lavlar, yağmur suları ve rüzgarla aşınarak zamanla bugünkü halini almıştır. Yılda onbinlerce turist çeken Kapadokya bölgesinde turistler için balon turları ve fotoğrafçılar için çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.

İnsanların Sebep Olduğu Dünyanın En Büyük 5 Felaketi 0 112

İnsanlar binlerce yıldır dünya üzerinde yaşamaktadır ve dünyanın yapısı gereği zaman zaman doğal afetler ve çevresel felaketler yaşanabilmektedir. Yangın, deprem, tsunami, toprak kaymaları, kasırgalar gibi doğal afetler yaşanırken insanlık aynı zamanda bu afetlerle yaşamayı öğrenmektedir. Bu afetler çoğunlukla doğal dengeden kaynaklanan afetlerdir. Peki ya doğal olmayan afetler?

Bugüne kadar insanların kendi sebep olduğu bazı afetler de yaşanmıştır. Bu afetler çoğu zaman küçük çapta hasarlara sebep olsa da, sebep olduğumuz bazı afetler neredeyse tüm dünyayı etkileyecek seviyeye ulaşıp binlerce kişinin ölümüne neden olmuştur. Bugünkü listemizde size insanların sebep olduğu Dünyanın en büyük 5 felaketini anlatacağız.

5. Büyük Londra Dumanı – 1952

Büyük sis, büyük duman veya öldüren sis olarak adlandırılan bu felaket, Birleşik Krallığın başkenti Londra’da ortaya çıkmış ve 10 gün içinde 4000 kişinin ölümüne ve 100.000’den fazla kişinin hastalanmasına sebep olmuştur. Aslında 1952 yılına gelene kadar her şey yolunda gözüküyordu. Fakat 1952 kışına gelindiğinde sert geçen kış ile birlikte Londra’lıların kömür kullanımı aşırı yükselmişti. Elektrikli tramvaylar yerine benzin ve mazotla çalışan motorlu otobüsler de bu yıl kullanılmaya başlamıştı. Zaten Londra’da mevcut olan hava kirliliği bir kaç ay içinde katlanarak artmış ve şehri felaketin eşiğine getirmişti. Bu aşırı kirlilik sebebiyle şehre bir kaç gün içinde yoğun bir sis çökmüş ve 10 gün boyunca dağılmamıştır. Hatta o günleri yaşayan bazı tanıklar, yürürken sadece ayaklarını görebildiğini, görüş mesafesinin neredeyse 1 metreye kadar düştüğünü ifade etmiştir.

Bu yoğun sis ile birlikte ilk gün Londra hastanelerine binlerce kişi nefes darlığı ve çeşitli sebeplerle başvuruda bulunmuş, bunlardan 150’ye yakını hayatını kaybetmiştir. İkinci gün daha da yoğunlaşan sis tabakası tam 500’den fazla kişinin ölmesine sebep olmuştur. Sonraki günlerde solunum problemleri yaşayan binlerce kişi daha hayatını kaybetmiş fakat raporlara zehirli sisten dolayı öldüğü yazılmamıştır. Kronik rahatsızlığı olan Londra’lılarla birlikte toplam ölümün 12.000’den fazla olduğu tahmin ediliyor.

4. Aral Denizi Felaketi

Foto: Vikipedi

1960’lı yıllarda dünyanın en büyük dördüncü gölü olan ve tüm dünyada “deniz” olarak adlandırılan Aral Denizi, yürütülen yanlış politikalar sonucunda çok fazla küçülerek büyük bir kısmını kaybetmiştir. Özbekistan ve Kazakistan arasında büyük bir deniz olan Aral’ı besleyen nehir sularının yönü 60’lı yıllarda değiştirilmeye başlanmıştır. Bu sorumsuz müdahaleler sonucunda denizin yüzde 90’ı haritadan silinmiş ve kurumuştur. Şimdilerde Özbekler ve Kazaklar denizi eski haline getirmeye çalışsa da, etkili bir sonuç alamamaktadırlar. 50 yıl önce büyük gemilerin bulunduğu, balıkçılığın temel geçim kaynaklarından biri olan denizin çevresi, şu anda yerini kurak bir iklime bırakmıştır.

Denizin kurumasıyla iklim ve doğal denge bozularak antilop gibi hayvanların bölgedeki neslinin tükenmesine sebep olmuştur. Felaket bununla da kalmayıp, bölge halkının sağlığını geri dönülemez şekilde etkilemiştir. Kullanılan tarım ilaçları gibi kimyasal maddelerin deniz kuruyunca doğrudan havaya karışması sonucu bölge halkında bir çok sağlık problemi görülmüştür. Yüksek kanser oranı, solunum yolu hastalıkları ve bulaşıcı hastalıklara maruz kalan halkın çoğunluğu bölgeyi terk etmiştir.

3. Piper Alpha Felaketi – 1988

Foto: karasgriggs.com

6 Temmuz 1988 saat 22:00. Yer: Kuzey Denizi, İskoçya. Günde yaklaşık 300 bin varil petrol üreten deniz üstü petrol platformu Piper Alpha aniden patlayarak yanmaya başladı. Ani patlamanın etkisiyle o an orada bulunan 228 kişiden 167’si hayatını kaybetti. Kalan işçiler de şokla denize atlayarak kurtuldu. İfadelerde yer alan bilgilere göre ana patlamadan sonra ikinci bir patlama gerçekleşmiş ve bu patlamayla birlikte petrol platformunun bir kısmı çökmüştür. Patlamanın insan hatasından kaynaklandığı düşünülmekte ve arızalı bir mekaniğin kullanımı sonucunda olduğu zannedilmektedir. Denizin üzerinde gerçekleşen bu büyük yangın tam 3 haftada söndürülebilmiştir.

2. Bhopal Felaketi – 1984

Foto: Socialketchup.in

3 Aralık 1984 gecesi Hindistan’da meydana gelen ve dünyanın en büyük endüstriyel felaketi olarak kabul edilen Bhopal Felaketi sonucunda 8000’den fazla insan hayatını kaybetmiş, 500 binden fazla insan da yaralanmış, hastalanmış veya sakat kalmıştır. Geniş zamana yayılarak Çernobil felaketinden daha fazla hasara sebep olduğu düşünülmektedir. ABD merkezli bir böcek ilacı firması olan Union Carbide fabrikasından 3 Aralık gece yarısı saat 1 civarında şehre 40 ton zehirli metil isosiyanat gazı salınımı yapılmıştır. Bu felaketin sonucunda toplamda 1 milyondan fazla insan bu felaketten etkilenmiştir. Yoğun sis tabakası oluşturan gaz, şehirde yaşayan ve özellikle de çoğu kapısız penceresiz evlere sahip fakir halkın üzerine çökerek zehirlenmelere ve solunum rahatsızlıklarına sebep olmuştur. Doğrudan hayatını kaybeden 8000’den fazla insanın gözleri ve ağızları yanmış, can çekişerek bulundukları yerde ölmüşlerdir.

Zehirli gazın hemen terk etmediği bölgede, 3 haftanın sonunda 20 bini aşkın insanın öldüğü tahmin edilmektedir. Olayın yıllar sonra “Çernobil’den bile feci” olarak nitelendirilmesinin sebepleri ise günümüzde hala engelli doğumların gerçekleşmesi ve 2004 yılında yapılan son ölçümlerde bile normalin 6 katı zehirli toprak yapısını korumasıydı. Bu kazaya kimin nasıl sebep olduğu günümüzde de belli değildir. Ancak kazanın gerçekleştiği Union fabrikasının açıldığı zaman yetersiz teknolojiyle açıldığı kanıtlanmıştır. Kazadan bir kaç yıl sonra açılan dava sonucu firma Hindistan hükümetine 470 milyon dolar ödemiştir. Yani kazadan etkilenen her bir kişi için yalnızca 400 dolar! 2013 yılında Bhopal isimli bir filmle beyaz perdeye aktarılmıştır.

1. Çernobil Felaketi

Foto: Wired.com

26 Nisan 1986’da Çernobil Nükleer Santralinde bulunan işçiler, 4 numaralı reaktörde rutin bir sistem testi başlattı. Felaketler zincirini başlatan olay da bu sistem testiyle başlamış oldu. Ukrayna’nın başkenti Kiev’e yakın bir bölgede bulunan Pripyat’ta bulunan santralde, testin başlamasıyla bir patlama gerçekleşti. Kazanın ardından 31 kişi olay yerinde hayatını kaybetti fakat asıl tehlike bu andan sonra başladı. Çıkan yangın ile reaktör tahrip olmuş ve radyasyon salınımı başlamıştır.

Bu radyasyon sebebiyle felaketin yakınında bulunan Pripyat şehri tamamen boşaltılmasına rağmen binlerce insan radyasyona bağlı sebeplerden dolayı hayatını kaybetmiş veya sakat kalmıştır. Sorumsuz yöneticilerden dolayı olaydan tam 2 gün sonra duyurulan felaketi ilk farkeden İsveç’te bir enstitü olmuştur. Radyasyon ölçüm cihazları yüksek radyasyon sebebiyle bozulan enstitü çalışanları, patlamanın Ukrayna Çernobil santralinde meydana gelmiş olabileceğini düşünerek araştırma heyeti göndermiştir. Olaydan 2 gün sonra Ukrayna olayı daha fazla gizleyemeyip patlamayı duyurmuştur. Santralde çıkan yangını söndürmek için binlerce kişi görevlendirilmesine rağmen, radyasyon o kadar yüksek seviyededir ki ilk giren itfaiye çalışanları yüksek radyasyon sebebiyle hayatını kaybetmişlerdir. Sonraki günlerde yangını bir türlü söndüremeyen ekipler, enkazın üzerine 5000 ton kum, kil, bor, kurşun ve dolomit dökmüşlerdir. Yine de çıkan radyasyon tam olarak önlemediği için hızla dünyanın her bölgesine yayılmıştır.

Foto: historycollection.co

Kaza sonrası dönemde, kurtarma çalışmalarına katılan işçilerin çoğu ya ölmüş, ya sakat kalmış ya da intihar etmiştir. Radyasyonun etkileri sebebiyle kaza yerine yaklaşık 2000 kilometre uzaklıkta olmasına rağmen Türkiye’de bile yüzlerce insan kansere yakalanmıştır. Günümüzde kazanın yaşandığı bölgede radyasyon seviyeleri normal düzeye yaklaşsa da, santralin yakın çevresinde yüksek düzeyde seyretmektedir. Kazanın üzerinden 34 yıl geçmesine rağmen Çernobil bölgesi kapalıdır. Ancak son yıllarda tehlikenin azaldığı düşünülerek yalnızca kısa süreli ziyaretlere izin verilmektedir.

Popüler Başlıklar