Dalmaçya Kıyılarının Sonundaki Güzellik 0 254

Yeşili de bol dağı tepesi de… Karadağ, bugüne dek hep ‘Balkan turları’nın kurbanı oldu. Çünkü bir koşuşturmaca içinde geçen bu gezilerin günü birlik durağıydı. Halbuki milli parkları, dünyaca ünlü Sveti Stefan Adası ve tarihiyle daha fazlasını hak ediyor bu minik ve güzel ülke.

Baştan belirteyim: Avrupa’nın göbeğinde yer alan Karadağ, Türkiyeli vatandaşlardan vize istemiyor. 1.5-2 saatlik bir uçuşun ardından Antalya’ya gider gibi gidiyorsunuz. Havalimanına indiğiniz anda sizi Skadar Gölü Milli Parkı karşılıyor. Başkent Podgorica’dan Budva’ya gittiğiniz yol boyunca her yer yemyeşil. Karadağ, bu milli parkı Arnavutluk’la paylaşıyor.

Budva, Karadağ’ın Adriyatik’e açılan en güzel sahil şehri. Budva’yı James Bond filmlerinden de hatırlıyoruz. ‘Casino Royale’ filminin çekildiği muhteşem bir deniz manzarasına sahip otel işte tam burada.
Eski bir balıkçı köyü olan şimdiyse dünyanın tanıdığı Sveti Stefan Adası Karadağ’ın simgesi adeta. Tamamı bir otele dönüştürülen adanın fotoğrafları kartpostalları süslüyor. Ev tipinde 50 oda bulunuyor. Tek gecelik fiyatları 700 ila 1000 Euro arasında değişiyor.

Budva’nın merkezinde bir kale görünümündeki eski şehir yer alıyor. Bitişik nizam evlerin çoğu ticari amaçlı kullanıyor. Küçük dükkânlarda kafeler, restoranlar, barlar var. Özellikle akşamları burası çok haraketli oluyor. Kalenin önündeki meydansa Budva’nın vazgeçilmez mekânı. Unvanı da ‘açıkhava diskosu.’ Çünkü herkes burada sabaha kadar eğleniyor.

Karadağ’ın İngilizce adı Montenegro. ‘Monte’ dağ, ‘negro’ ise kara anlamına geliyor. Anlatılanlara göre, bu ismi ülkeye veren kişi Napolyon. Buraya ilk geldiğinde ülkenin dağlarını görüp, kara olduğunu söylüyor. Ülkenin adının da Montenegro olmasını istiyor. Karadağ, Adriyatik kıyısında ünlü ‘Dalmaçya kıyıları’nın en güney ucunda yer alıyor. Sadece bu kıyıları görmek, serin sularında yüzmek için bile Karadağ’a gidilir.
Ülkenin nüfusu 600 binin biraz üzerinde. Budva’dan sonra ülkenin en güzel yeri Kotor. Cruise gemilerinin uğradığı Kotor, dev gemiler için uygun doğal limanı, yüksek dağları, eski şehri, kiliseleri ile görenleri kendine hayran bırakıyor.
Eski şehrin içindeki St. Tripun Katolik Kilisesi, 9’uncu yüzyıla ait. Girişi 2.5 Euro. Kilisenin üst katı müze. Özgün eserler var. Eski şehirdeki 600-700 yıllık evlerle yaşayan Karadağlılar var. Şehir küçük bir mahalle gibi. Arka taraflarındaki ara sokaklarda camlara asılı çamaşırları bile görebilirsiniz. UNESCO tarafından da korunuyor. Şehrin ilk Ortodoks kilisesinin pederi Mileneko ziyaretçileri kapıda karşılıyor. 1192 yapımı kilise hakkında bilgi veriyor. Üzerinde durduğunuz zeminin altında kilisenin ilk pederlerinin yattığını anlatıyor. Kotor’da iki adada kiliseler var. St George ve  Lady Gospa. Bu kiliselerin bulunduğu adalarsa Kotor’un simgesi. Tekneler her gün adalara ziyaretçi taşıyor.

TELAFFUZU ZOR KENT: CETİNJE

Karadağ Krallığı’nın ilk yönetildiği başkentse Cetinje. Buraya gitmek için Kotor’dan yaklaşık bir saatlik yolculuk yapmak gerekiyor. Ancak unutulmayacak bir yolculuk olacağını garanti ederim. Bu kadar çok keskin virajı bir arada göremeyebilirsiniz. En son 23’e kadar sayabildim. Çok dik bir tepeye kısa sürede çıkılıyor. Eğer her güzel manzarada durup fotoğraf çektirmek isterseniz yolculuğunuz bizimki gibi iki saate de çıkabilir. Cetinje’de Kral Nikola’nın müzesi var. Girişi 10 Euro. Osmanlı dönemi eserleri var. 12 sancak da bu eserlerin bir kısmını oluşturuyor. Ancak müze rehberi “Osmanlı’dan savaşı kazanarak bu sancakları aldık” diye başlıyor anlatmaya… Abdülhamid’in hediye ettiği yağlıboya tablo da müzedeki eserlerden. Cetinje’nin adını orijinali gibi telaffuz etmeye fazla uğraşmayın. Zira tüm çabalarım boşa gitti. ,

ADRENALİN SEVENLERE

Cetinje’ye giderken Avrupa’nın en derin kanyonu ‘Tara’daki tarihi taş köprüde mutlaka durun. Sovyet döneminden kalan bir kamyoneti 5 Euro karşılığında sanırım dünyanın başka hiçbir yerinde kullanamazsınız. 200 metre uzunluğunda ve 150 metre yüksekliğindeki köprüden ‘Zipline’ adı verilen sistemle çelik halata asılı şekilde hızlı bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Karşı yakaya ulaşıp yoğun bir adrenalin salgılamanın bedeliyse sadece 10 euro.

NEREDE, NE YENİR?

Budva’nın en eski restoranlarından Kod Krista 1976’dan bu yana hizmet veriyor. Denize sıfır. Huzurlu bir ortamı var. Balıkları çok taze. Türkçe mönüsü de var. Tecrübeli servis elemanı Dusko’yu bulun. Bir gemi kaptanına benziyor. Karizmatik. Müşterilerle tek tek ilgileniyor. Balık tavsiyelerinde bulunuyor. Tavsiyelerine uyun, pişman olmazsınız. Fiyatlarsa makul. En iyi restoranlarından biri olmasına rağmen içkiniz dahil kişi başı ortalama 20-25 Euro ödersiniz. Çekinmeyin, bulduğunuz en güzel balığı yiyin. Cetinje’deyse Restoran Beldever, güzel bir manzaraya sahip, otantik yemekler yapan bir mekân. Yediğiniz et yemeklerinin tadına doyamayacaksınız. Dormitor Milli Parkı yakınlarındaki Nacionalni Restoran’da ise Balkanlar’ın geleneksel yemeği kuzuçevirme yiyebilirsiniz.

TURİST SAYISI NÜFUSUN İKİ KATI

Türkiye’den geçen yıl Karadağ’a giden turist sayısı 20 bin. Onlar da ortalama bir gece konaklıyor. Balkan turları dahilinde Karadağ geziliyor. En çok ziyaret edenlerse Ruslar. Geçen yıl ziyaretçi sayısı 300 bin.  Fransızların sayısı 70 bin. Ülkeye giden toplam turist sayısıysa yılda ortalama 1.5 milyon.
Karadağ’a Türkiye’de ilk kez Gazella Turizm’in tur operatörü markası BinRota, yaz boyu altı gün sürecek turlar düzenliyor. İlki 21 Haziran’da (Kişi başı 1.432 TL – binrota.com).
Serkan Ocak – http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/seyahat/29150879.asp – 31 Mayıs 2015
Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

İnşaatı Yarım Kalan Dünyanın En Simgesel 10 Yapısı 0 1307

Mimari Değerlendirme

Crazy Horse Memorial9.6
Mingun Pahtodawgyi9.4
Hassan Kulesi9.1
Aziz John Katedrali9.2
Ta Keo9.5
Neferefre Piramidi8.8
İskoçya Ulusal Anıtı9.1
La Sagrada Familia9.9
Bara Kaman9.6
Ryugyong Oteli9.8
9.4 out of 10

Dünyanın Yedi Harikasını ve en az onlar kadar ihtişamlı simgesel yapıları hepimiz biliriz. Bir şekilde ilkokulda, lisede veya henüz gençlik çağımızı bitirmeden Dünya’nın farklı köşelerinde yer alan yapılar bir şekilde dikkatimizi çekmeyi başarır. Buna bir bakıma “Genel Kültür” diyebiliriz. Örneğin Eyfel Kulesi’nin ne olduğunu bilmeyen insan hemen hemen yoktur. Ya da Mısır Piramitleri, Özgürlük Anıtı gibi diğer simgesel yapıları hepimiz biliyoruz. Diğer yandan da ortalamaya vurulduğunda insanların daha az bildiği “Angkor Wat” gibi yapılar, neredeyse Dünyanın 1000 yılına eşlik etmiş ünlü yapılardır. Dünya üzerinde sayısız mimari ve bina örneği verilebilir. Hemen hemen tüm dünyada ünlü mimarlar yetişmiş ve her uygarlığa en az bir eserlerini bırakmışlardır.

Ancak bu listemizde, yine aynı şekilde en az diğer yapılar kadar ünlü olabilecek fakat aksilikler veya doğal sebepler yüzünden inşaatı bir türlü bitirilemeyen yapıları sıralayacağız.

10. Çılgın At’ın Heykeli

Lakota yerlilerinin şefi olan Çılgın At’ın anısına Güney Dakota’da 1947 yılında ilk adımı atılan heykel, bir tepede bulunan kayalıkların heykeltıraş Korczak Ziolkowski tarafından heykele dönüştürülmek istemesiyle başlamış. Ancak 1982 yılında hayatını kaybetmesiyle bu dev heykel yarım kalmış. Heykelin boyu tam olarak 172 metre olarak planlanmış ve bitirilebilseydi 4000 kişi kapasiteli bir odası da olacaktı. Heykeltıraşın torunları heykeli bitirmek için şu anda uğraş veriyorlar.

9. Mingun Pahtodawgyi

Burma’daki Sagaing bölgesinde bulunan alana dünyanın en büyük tapınağını (pagoda) kurmak isteyen Kral Bodawpaya, 1790’da inşaatı başlatmıştır. Diğer devletlerle girdiği savaşlarda aldığı esir ve köleleri inşaatta çalıştırmıştır. Ancak halk arasında yayılan “bu tapınak bitince krallığımız çökecek” inancı ve genel mali sorunların baş göstermesi nedeniyle imkanlar yetmediği için 150 metre’nin 50 metrelik bir kısmı tamamlandığında inşaat yarıda kalmıştır. 1839’da gerçekleşen büyük deprem sebebiyle, inşaatın kalıntıları zarar görmüştür.

8. Hassan Kulesi

Fas’ın başkentti Rabat’ta Yaqub el Mansur tarafından inşası emredilen cami ve onun minaresi Hassan Kulesi, Mansur öldükten sonra 4 yıl içinde olduğu gibi bırakıldı ve inşaat yarım kaldı. Aşağı yukarı 80 metre olarak öngörülen minarenin yalnızca 44 metrelik bir bölümü tamamlanmıştır. Şu anda sütunları ve minarenin yarısı öylece durmaktadır. Eğer bitirilseydi tam 20 bin kişi aynı anda ibadet edebilecekti. 2012 yılında Dünya Mirasları Listesine eklenmiştir.

7. Aziz John Katedrali

New York’ta yer alan Amsterdam caddesinde bulunan Aziz John Katedrali, tamamlansaydı dünyanın en büyük kiliseleri arasında yerini alacaktı. Ancak tamamlanamayan bu eser, defalarca girişim yapılmasına karşın bir türlü bitirilememiştir. 1921 yılında kiliseye gelen bir rehber, kilisenin inşaatına başlansa bile inşaatın durumundan dolayı 700 yıldan aşağı sürede bitirilemeyeceğini savunmuştur.

6. Ta Keo

Antik Angkor kentinde bulunan bu tapınak, 14 metre yüksekliğe sahiptir. Neden inşaatın yarım kaldığı bilinmemektedir. Yarım kalan bir yapı olmasına rağmen heybetli bir duruş sergilemektedir.

5. Neferefre Piramidi

Kerpiç yerine kireçtaşı kullanılarak yapılan 65 metre uzunluğundaki bu Antik Mısır piramidi, inşası başladıktan sonra 5.hanedanlık dönemine gelindiğinde bilinmeyen sebeplerden dolayı yarım kalmıştır. Bazı Mısır bilimciler, bu piramitte mumya olduğuna inanmamaktadır.

4. İskoçya Ulusal Anıtı

Edinburgh’taki Calton tepesinde bulunan anıt, bugüne kadar tamamlanamadığı için “Ulusal nitelikte, övünç kaynağı” bir anıt olmak yerine İskoçya’lılar için utanç kaynağı olmuş. Napolyon’la süregelen savaşlar sırasında ölen kara ve denizci askerler adına yapımına başlanan anıt 1824 yılında inşa edilmeye başlandı, fakat mali yetersizlikler sebebiyle 1829 yılında durduruldu.

3. La Sagrada Familia

İspanya’nın Barcelona şehrinin merkezinde yer alan “La Sagrada Familia”, bazı talihsiz zamanlara denk gelmesi sebebiyle bir türlü bitirilememiş ve inşaatı hala süren nadir yapılardan birisidir. Bir kilise olmakla birlikte, inşaatına başlayan ve mimarı olan kişi öldükten sonra mimari çizimleri kaybolmuştur ve daha sonra yapıyı bitirmek isteyen kişiler kendi çizimlerini kullanmışlardır. Ancak 1. ve 2. Dünya Savaşları sırasında da inşaat yarım kalmıştır ve daha sonra yeniden başlamıştır. 130 yıldan daha uzun bir süredir inşaat devam etmektedir. Şu anki planlara göre inşaatın 2026 yılında tamamen bitmiş olacağı öngörülmektedir.

2. Bara Kaman

Hindistan’da bulunan bitmemiş bir mozaiktir. Kral Ali Adil Şah II tarafından yapımına başlanan mozaik türbenin inşa edilme amacı, şimdiye kadar yapılan türbelerin en görkemlisi ve en estetiğini inşa etmekti. Bara Kaman, İngilizce’de “12 Kemer” demektir. Fakat 1672 yılında başlanan bu türbenin inşaatı yarım kalmıştır. İnşaat sürerken Ali Adil Şah, babası tarafından öldürülmüştür ve proje hiçbir zaman tamamlanamamıştır.

1. Ryugyong Otel

Kuzey Kore’de bulunan Ryugyong Oteli, 1987 yılında inşa edilmeye başlamıştır fakat hiçbir zaman bitirilememiştir. Yapımına başlandığı yıllarda, eğer planlandığı tarihte (1989) bitirilebilseydi, Dünyanın en yüksek yedinci gökdeleni ve Dünyanın en yüksek oteli olma unvanına sahip olacaktı. Ama hiçbir zaman bitirilemediği için böyle bir şey olmadı. İnşaatın durmasının temel sebebi, ekonomik krizdir. 3000 odalı bu devasa otelin içinde kumarhaneler, gece kulüpleri, restoranlar gibi ticari faaliyette bulunan bir çok yer olacaktı. Ekonomik kriz ve çöküntüleri atlatan Kuzey Kore, otelin inşaatını bitirmeye karar vermiştir ve günümüzde inşaat devam etmektedir. Ne zaman bitirileceği bilinmiyor.

Seul’ün Üç Teraslı Mimari Yapısı: Yeni Amorepacific Merkezi 0 288

Mimari Değerlendirme

Kullanışlılık9.2
Konum9.7
Görsellik7.1
8.7 out of 10

Geçtiğimiz günlerde fotoğrafçı Laurian Ghinitoiu’nun fotoğraflayıp paylaştığı Güney Kore’de bulunan Seoul‘ün akılcı ve sembolik binalarından biri olan Amorepacific isimli kozmetik şirketinin yeni yerleştiği genel merkezine ait olan bina, mimarisinin sade olmasına rağmen hoş ve akılcı çözümlerle inşa edilmiş. 7 bin kişilik devasa bir yapıdan oluşan binanın 7 bodrum katı ve 22 adet katı bulunuyor. 5, 11 ve 17.katlarda üç adet çatı bahçesi ve terası bulunan binanın bahçe kısımları aynı zamanda binanın akılcı bir şekilde güneş ışığı, dengeli bir şekilde rüzgar ve temiz havayı içeri almasını sağlıyor. Bu şekilde ara katlarda bulunan bahçe ve terasların da gerçek birer bahçe ve teras olarak kullanılabilmesini sağlıyor.

Seul, Güney Kore’nin başkenti ve 10 milyonun üzerinde nüfusuyla ülkenin en büyük metropol şehridir ve Kore’liler tarafından Seul şehir planlamasına son derece önem verilmektedir.

Popüler Başlıklar

%d blogcu bunu beğendi: