Ren Nehrinden İlham Alan Şehir: Düsseldorf 0 274

Ren Nehrinden İlham Alan Şehir: Düsseldorf 0 275

Almanya’ya ikinci seyahatimde Düsseldorf havalimanına iniş yaptım ancak gezme fırsatım olmadan dakikalar içinde Krefeld’e kuzenimin yanına doğru yola çıktım. Tabi gidip içinden dahi geçmişken gezmeden dönmek olmazdı. Kuzenimle bir gün ayarladık ve o günü komple Düsseldorf’a ayırdık. Kendimizi gezmeye programlayıp Krefeld’den yarım saat içinde otoban yoluyla Düsseldorf’a ulaştık. Almanya’nın genelinde olduğu gibi şehrin nerede başlayıp nerede bittiği belli olmadığı için Düsseldorf’un merkez bölgesine girene kadar şehre geldiğimizi anlamadım. Merkez bölgesinde gökdelenler gözüktü ve kısa süre içinde Ren nehrini kesen köprüye varınca Düsseldorf’a gelmiş olduğumuzu fark ettim.

Büyük bir şehir olmasına rağmen Türkiye’deki büyükşehirlerle kıyaslanamayacak kadar sistemli bir yer olması sebebiyle (ki zaten Almanya’nın köyleri bile aynı sistematikliğe sahip) kısa süre içerisinde merkez bölgeye girip trafiğe takılmadan arabayı rahat bir yere park ettik ve Düsseldorf gezimize başladık.

Almanya’ya ilk gidişimde Bavyera eyaletine gitmiştim ve dolayısıyla gittiğim en büyük şehir Stuttgart olmuştu. İkinci gidişim olan bu gidişimde ise Ruhr bölgesi olan sanayinin yoğun olduğu ve 5’er km. aralıklarla büyükşehir bulunan bir bölgeye gittim. Almanya’nın büyükşehirlerinde gördüğüm ortak nokta ise ne kadar büyük olurlarsa olsunlar sistemli bir işleyiş, ferah-geniş alanlar ve belirli bir hareketliliğe sahipler. Yani Türkiye’deki gibi her anı hareketli, canlı ama aynı zamanda trafik keşmekeşi olan büyükşehirlere benzemiyor. Bir açıdan kötü, bir açıdan iyi. Şehirlerin sistemli bir yapıda olması insanlar için, özellikle de yayalar için hayatı kolaylaştıran bir etmen. Biz Düsseldorf’a indiğimizde, milyon küsürlük nüfusa ve iş çıkışı saatine denk gelmemize rağmen kolayca arabayla veya yaya olarak istediğimiz noktalara gidebildik. Bunda yolların sık ve geniş olması da çok etkili tabi.

Genel bir şehir turu atmak için yaklaşık yarım saatlik bir zaman harcadıktan sonra iyiden iyiye acıktık ve bir italyan pizzacısında bulduk kendimizi. Bir güzel afiyetle yedikten sonra hiç zaman kaybetmeden gezmeye devam ettik. Şehrin ana caddelerinde dolaştıkça daha da büyük-geniş caddeler kesmeye başladı önümüzü. Çok renkli insanlarla karşılaştık, değişik tasarımlı mağazalara girdik ve kendimize farklı eğlenceler bulma fırsatını yakaladık. Hatta ana caddede bir mağazanın önünden geçerken Made In USA yazılı bir tabelanın önünde hiç yoktan bir 30 saniyemizi gülmeye ayırdık, tabi fotoğraflamadan da olmazdı. Bizim buralarda böyle hareketlerin ne anlamlar taşıdığını hepimiz biliriz. 🙂

Ana caddelerden ve mağazaların bulunduğu bölgeden çıkıp Ren nehri kıyısına doğru gitmek için yürümeye başladık. Güneş yavaş yavaş alçalıyordu ve gün batımında Ren nehri kıyısında fotoğraf çekmek için sabırsızlanıyordum. Bir süre yürüdükten sonra kafelerin yoğun olarak bulunduğu bir bölgeye geldik ve büyük bir caddenin önünden Ren nehri üzerindeki açıklık gözükmeye başladı. Adımlarımızı sıklaştırıp güneş batmadan varmak için caddenin sonuna doğru ilerledik. Cadde bitince karşılaştığım Ren nehri manzarasıyla birleşen köprü manzarası ise hayatımda unutamayacağım manzaralardan biriydi. Güneşin açısı, Ren nehri, köprü ve Düsseldorf gökdelenlerinin müthiş bir kombini. O an fotoğraf ve fotoğraflar çekebildiğim için şanslıyım. Çünkü siz de takdir edersiniz bir gezginin çantasında fotoğraf makinesi de olsa, gezi bitmeden nelerle karşılaşabileceğini bilmediği için zayıf batarya veya hafıza problemleriyle karşı karşıya kalabilmektedir. Ben de fotoğraf makinesinin azizliğine uğramadan bu güzel manzarayı fotoğraflayabildiğim için şanslıyım.

Bazılarınız şunu diyebilir, manzarada hiç bir şey yok. Belki benzer manzaraları Eskişehir’den de yakalayabileceğimizi belirtenler olabilir. Elbette haklısınız. Ama insanın binlerce kilometre uzakta Ren nehri üzerinde hiç bilmediği bir şehirde olması da manzarayı perçinleyen faktörlerden birisi mutlaka. O an ülkenizden çok uzakta olduğunuzu bilmek belki sadece yemyeşil dağ manzarasında bile size farklı duygular hissettirebilir. Ben de bir miktar duygu yoğunluğu yaşadıktan sonra geziye kaldığımız yerden devam ettim.

Düsseldorf’u daha önce duyduysanız veya araştırdıysanız yamuk binalarının meşhur olduğunu da duymuşunuzdur. Mimari yönden değişik tasarımlara sahip olan bu binalar da benim fotoğraf çektiğim yere çok yakın ve Ren nehri kıyısında bulunuyordu. Toparlanıp 5 dk yürüdükten sonra yamuk binaların olduğu yere geldik ve gerçekten şaşılası derecelerde yamuk ve eğik olan bu binaların yanında hatırı sayılır bir zaman geçirdik. Örneğin aşağıdaki fotoğraftaki apartmanlarda bir gariplik sezdiniz mi? Peki onun altındakinde veya onun da altındakinde? İnsanın üstüne üstüne geliyorlar.

Yamuk binalardan sonra doyuma ulaştık ve Krefeld’e dönme kararı aldık, fotoğraf bol, anı bol ancak hepsine burada yer vermek istemedim. Diğer yazılarımda da Düsseldorf’ta yaptıklarıma ve çektiğim fotoğraflara yer vermeyi düşünüyorum. Hepinize bol gezmeli günler, takipte kalın!

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

En Ucuz Uçak Biletini En Kısa Sürede Bulmanın Yolları 0 454

Önümüzdeki bir ay içinde yurt dışına çıkmayı planlıyorsunuz ama hem ucuz uçak bileti bulmakta zorluk çekiyorsunuz, hem de tarihi netleştirmediniz. Haliyle onlarca uçak bileti satan firma bulunuyor ve gerçekten karar vermesi çok zor. Seçim zor olduğu için de tarih belirleme süreci uzuyor ve bu da fiyatlara yansıyor. Benim için de çok zor olan bu durumu kendimce kolaylaştırdım. En azından en ucuz bileti bulmak için uzun zamanlar harcamıyorum. Bunu da ister işinizi kolaylaştıracak bir tavsiye yazısı ister bir reklam olarak görün. Ama aşağıda bahsedeceğim siteyi en azından bilet almadan önce bir kere ziyaret edip bilet sorgulamanızda fayda var.

Çok değil, bundan aşağı yukarı 10 yıl önce uçak biletimizi almak için dışarı çıkardık ve tek tek acentaları dolaşırdık. Size en yakın acentalar ne komisyon koyarsa ona razı olmak durumundaydınız. Sonra internet çağında biraz daha zaman ilerleyince Havayolu firmaları kendi internet sitelerini kurup uçak biletini online olarak satmaya başladılar. Böylelikle firmanın kendi sitesine girip bilet alabilmemiz mümkün oldu. Ve ardından nihayet bizim gibi gezmeyi çok seven ve bir şekilde seyahat etmek durumunda olan tüm insanlar için kolaylık olan, tüm havayolu firmalarının biletlerini listeleyen ve içlerinden en ucuzunu bulmamızı sağlayan siteler açıldı. Bu herkes için hem aşırı kolaylık, hem zaman tasarrufu, hem de para tasarrufu demekti. Örnek vermek gerekirse ben son seyahatimde havayolu firmalarının bir çoğunu girip tek tek inceledim ve üstelik nereden baksanız hepsine birer saat ayırmama rağmen diğer havayollarına da girip tek tek inceleyip en ucuz bileti kendim bulmam gerekti. Ama ben öyle yapmak yerine havayolu firmalarını tek tek listeleyip en ucuz bileti bulmamızı sağlayan turna.com ‘a girdim, güzergahı seçip en uygun fiyatlı bileti aradım. İlk defa girmiş olmama rağmen sadece üç hamleyle bütün ucuz biletleri tek sayfada listeledim.
Merak ettiyseniz en başından anlatayım, turna.com ‘da sistem şöyle işliyor;
– En ucuz uçak biletini arıyorsunuz.
– Turna.com’u ziyaret ediyorsunuz.
– Kalkış ve Varış yerlerini seçiyorsunuz.
– Tarihleri seçiyorsunuz.
– Ve arama tuşuna basıyorsunuz.
Sistem size anında bütün havayolu firmalarının biletlerini ucuzdan pahalıya doğru sıralıyor. 
Bana göre en dikkat çekici özellik ise listenin üst kısmında bulunan 15 günlükten 1 yıllığa uzanan ucuz bilet grafiği. Grafiğe göre en kısa çubuk olarak gözüken günün üzerine geldiğinizde size önümüzdeki 15 günün en ucuz fiyatını verecektir. Bildiğiniz gibi en ekonomik bileti bulmaya yarayan esnek tarih özelliğini turna.com farklı bir boyuta taşımış ve çok çok sadeleştirmiş. Doğruyu söylemem gerekirse daha önceki uçuşlarımda 4-5 gün boyunca bilet arayıp yine de uygun bileti ve uygun tarihi bulamadığımı biliyorum. Son uçuşumdan önce bütün bilet firmalarını ziyaret ettim, daha doğrusu her seferinde ediyorum. Ama son uçuşumda bileti turna.com’dan aldım. Özellikle şu grafik durumuyla son ikidir dikkatimi çeken bir siteydi. Bunu yapan tek firma olmasa da sitenin arayüz kullanımı o kadar kolay geldi ki, 15 dakikada onlarca farklı yere uçak bileti sorguladım. Uzun yıllardır bulunan web tecrübeme güvenerek uçak bileti için en kolay arayüzlerden biri olduğunu söyleyebilirim. Aynı zamanda tüm uçuşlardan puan kazanmanız ve bu kazandığınız puanlarla indirimli uçak bileti almanız mümkün. Zamanınızı doğru kullanmak için uçak bileti ararken turna’yı kullanabilirsiniz.

Seyahat Sağlık Sigortası Nedir ve Neden Önemlidir? 0 448

Özellikle yurt dışı seyahatlerinde bir çok ülkenin sağlık sigortasını zorunlu kıldığını hepimiz bilmekteyiz. Peki seyahat sağlık sigortası neden bu kadar önemli? Yurt içinde yaşadığımız herhangi bir problemde sağlık güvencemiz olduğu için kendimizi güvende hissederiz ve bir aksilik yaşanması durumunda sağlık güvencemiz olduğu için sorun yaşamadan tedavi olabiliriz. Peki ya yurt dışındaysak ve devletin bize verdiği sağlık güvencesinin dışına çıktıysak? İşte o zaman kesinlikle bir yurt dışı seyahat sağlık sigortamızın olması şart!

Yurt dışına seyahat edenler bilirler, herhangi bir hastalanma ya da kaza geçirme durumunda eğer ki sağlık sigortanız bulunmuyorsa gittiğiniz ülkede tedavi olmanız mümkün değildir. O yüzden yurt dışı seyahatlerinde sağlık sigortası yaptırmanız bir zorunluluktan öte geçip bir gereksinim olmakta. Bu gereksinimi karşılamak için de bir çok sigorta firması bulunuyor. Peki bu sigorta firmaları ne kadar güvenilir? Yurt dışı seyahat sağlık sigortamızı kime yaptırmalıyız? Her işin başı sağlık olduğu için sağlık sigortanızın kapsamı da çok önemli. 
Bugüne kadar çıktığım yurt dışı seyahatlerinde sağlık sigortamı bir zorunluluk olduğu için yaptırmadım. “Başıma bir şey gelirse sorun yaşamadan nasıl tedavi olabilirim?” diye düşünerek yaptırdım. O yüzden kendi çapımda belirli kriterlere sahibim. Sağlık sigortasının yanında belirli avantajlar sağlayan firmaları sürekli takip ediyorum. Her sigorta firmasının yurt dışı sağlık sigortası mevcut. Benim özellikle baktığım kriterlerin başında tabi ki herhangi bir kaza durumunda sorunsuz tedavi olabilme imkanı geliyor. Eğer firmanın güvenilirliğinden şüphem yoksa ikinci olarak bana ne gibi avantajlar sağladığına bakıyorum. 
Bugüne kadar çeşitli firmalardan sigorta yaptırmama rağmen son 4 seyahatimde kullandığım ve memnun kaldığım sigorta firması olan Generali’nin hizmetleri ve ayrıcalıklarını avantajlı buluyorum. Kendi kullandığım paket olan “Seyahatim Güvende Kapsamlı Paket” yurt dışında başıma gelebilecek en ufak problem için bile beni güvenceye alıyor.
Dünya turu hayaliyle yanıp tutuşan ve benim gibi bunun için yaşayan bir çok insan olduğuna eminim. Ama her ne kadar bu tutkuyla bazı şeyleri göz ardı etsek de sağlık her şeyden önce geliyor bunu unutmamak lazım. O yüzden siz de sağlık sigortanızı önemseyin. 
Eğer sağlık sigortanızı nereden yapacağınız hakkında kararsız kaldıysanız ben size kendi kullandığım Seyahat Sağlık Sigortasını önerebilirim. 
Generali’nin Yurtdışı Seyahat Sağlık Sigortası hakkında bilgi almak için tıklayınız

Popüler Başlıklar

%d blogcu bunu beğendi: