Keşfedilmemiş Cennet, Issız Koylar: Kabatepe 0 1172

Bugüne kadar her yaz güzel yerlerde güzel tatil yapan biri olarak bu yıl hiç tatile gidemeyebileceğim korkusuyla girdim yaza. Ege kıyılarında yıllarca bir aşağı bir yukarı savruldum, her seferinde yeni yerler yeni eğlenceler keşfettim. Üniversite okumak için Çanakkale’ye geldiğim sene “Ege’den ayrıldık, bütün eğlence burada son bulur” diye düşünmüştüm ama Çanakkale’de kaldığım yıllar içinde aslında hiç de öyle bir yer olmadığını, hatta bunun aksi düşünmemi sağladığını fark ettim. Ben Çanakkale’nin denizini hep balık tutulan bir yer olarak kazımışım hafızama. Aslında bu yaza kadar da bu düşüncem devam etti, ta ki bu yıl tatile gidemem korkusuyla kendimi Çanakkale denizlerine atana kadar.

Bu fotoğraf bisikletlecanakkale.blogspot.com sayfasından alınmıştır.

Sınavlar bitti bitecek derken sıcaklar bastırdı ve her insanoğlunun ihtiyaç duyduğu gibi biz de serinleme ihtiyacı duyduk. Kız arkadaşımla birlikte ilk yakıcı sıcakta kendimizi Çanakkale’nin merkezine yakın bir mesafede bulunan Mega Beach plajına attık. Plaj, kum, kalabalık her şey güzel olmasına rağmen deniz kirliliği bizim alıştığımızın biraz üzerindeydi. Ardından üniversitemizin güzel yerleşkesi Dardanos’ta bulduk kendimizi ve hem deniz kirliliği hem de deniz analarıyla baş etmek durumunda kalınca 25 dakika içinde bulunduğumuz yeri terk ettik. Sonraki günler ise bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine Kabatepe plajlarını gündemimize aldık, işte geçirdiğimiz o güzel günün tohumları da burada atılmış oldu.

Bir kaç gün geçtikten sonra arkadaşımızın denize gidelim demesiyle birlikte Kabatepe planları yaptık, bir rota belirledik (gerçi yolda rotadan o kadar saptık ki..) gidiş saatimizi belirledik. Planımıza göre sabah 8’de kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra en geç saat 10 feribotuna yetişecektik, karanlık basmadan önce de geri dönecektik. Her şey plana uygun ilerledi, saat 10:15 sıralarında Eceabat’a indik, benzin istasyonuna girip su ve yakıt aldıktan sonra keşfetme seansı başlamış oldu. O güzel yollardan giderken müziğimiz de eksik olamazdı tabi ki. Yüksek sesle müziğimizi dinlerken eşsiz manzaraları da kaçırmadık. 15-20 dakikalık yolculuktan sonra arabayla koyun kenarına inmek için girdiğim yolun yanlış olduğunu fark ettik ve Kum Hotel adında bir otelin giriş kısmına gelmiş olduğumuzu gördük. Girmişken de fiyatları sorduk, kişi başı 20 TL, plaj ve havuz dahil akşama kadar. Tabi öğrenci olduğumuz için biraz daha ucuza kaçmak istedik ve geldiğimiz yöne doğru geri gitmeye başladık. En sonunda Mimoza dinlenme tesisleri adında pek de insan olmayan bir koya geldik ve 10 TL araç ücreti karşılığında tesisin plajına indik ve sahildeki şemsiyelerden ve puflardan yararlandık. Plaj ıssızdı, arkamız ormandı ve deniz mükemmeldi. İşte o berrak suyu görüp denizin o farklı tonlardaki renklerine Çanakkale’de rastladıktan sonra bu bölgeye bakış açım tamamen değişti. Dinlenme tesislerinde 2 saatlik bir duraklama yapıp mükemmel gözlemelerimizi de yedikten sonra güzel bir gün olsun diyerekten parayı da gözden çıkarıp yanlış girdiğimiz Kum Hotel’e gitme kararı aldık.

Kum Hotel’e giriş yapıp arabayı park ettik ve sıcaktan kavrulmuş bir halde kendimizi önce denize attık. Plajın kumu o kadar güzel ve inceydi ki gerçekten Kum Hotel, adını hak eden bir plaja sahipti. Peki ya denizine ne demeli? Tertemiz, pürüzsüz, ince kum. Yosun, kaya vs. girişte insanı engelleyebilecek hiç bir şey yok. Plajdaki gölgelik alanı, sörf tahtası kiralama kısmını ve bar kısmını da beğenip tam puan verdik. Ardından biraz güneşlenip yukarı havuz kısmına geçtik. Küçücük bir havuz beklerken, ortalamadan biraz daha büyük ve 180 – 220 arasında derinliğe sahip tertemiz bir havuzla karşılaştık. Çocuk havuzu da ekstrası. 2-3 saate yakın da havuz başı keyfi yapıp 10 üzerinden 10 puan verdik. Tatil köyü konseptinde olan ve karavan park edebilme avantajı bulunan Kum Hotel’i de beğenip evimize öyle döndük. Kısacası Kabatepe bize çok güzel bir gün yaşattı ve tekrar gidip koca bir gün geçirmeye hepimiz hazırız.

Kabatepe nerededir? Kabatepe’ye nasıl gidilir? Kabatepe’de nerede denize girilir? Öncelikle ilk sorumuzdan başlayalım.

Kabatepe nerededir?

Kabatepe, Çanakkale merkezin karşısında bulunan ilçesi Eceabat’ın bir bölgesidir ve Ege Denizine kıyısı olan koylardan oluşur. Çanakkale’deki diğer plajlardan farkı da buradadır.

Kabatepe’ye nasıl gidilir?

Aracınızla gidiyorsanız ve Asya kıtasındaysanız Çanakkale İskelesinden feribotla 29 TL karşılığı araç geçişi yapabiliyorsunuz (Aynı gün dönmek şartıyla 29 TL gidiş dönüş ücreti) ve Eceabat’a geçtikten sonra İstanbul yoluna çıkıp 2.km’den sola doğru Kabatepe iskelesini veya Gökçeada tabelalarını takip ediyorsunuz. 10 km. sonra Kabatepe bölgesindesiniz. Eğer minibüsle gidiyorsanız Çanakkale merkezden binip Kabatepe’de inmeniz yeterli olacaktır. Direkt Kabatepe minibüsleri bulunmaktadır yaz aylarında.

Kabatepe’de nerede denize girilir?

Kabatepe bölgesi ıssız koylar da dahil olmak üzere bir çok güzel çadır-karavan-kamping, otel ve dinlenme tesislerinin bulunduğu bir bölgedir ancak bu tesisler dip dibe bulunan tesisler değildir. Kilometrelerce mesafe farklarıyla güzel koylara sahip olan bölgelerdir. Dolayısıyla Kabatepe’ye gittiğinizde o bölgeyi komple gezip size en uygun koyu bulup orada tatil yapmaktır.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

İnşaatı Yarım Kalan Dünyanın En Simgesel 10 Yapısı 0 1291

Mimari Değerlendirme

Crazy Horse Memorial9.6
Mingun Pahtodawgyi9.4
Hassan Kulesi9.1
Aziz John Katedrali9.2
Ta Keo9.5
Neferefre Piramidi8.8
İskoçya Ulusal Anıtı9.1
La Sagrada Familia9.9
Bara Kaman9.6
Ryugyong Oteli9.8
9.4 out of 10

Dünyanın Yedi Harikasını ve en az onlar kadar ihtişamlı simgesel yapıları hepimiz biliriz. Bir şekilde ilkokulda, lisede veya henüz gençlik çağımızı bitirmeden Dünya’nın farklı köşelerinde yer alan yapılar bir şekilde dikkatimizi çekmeyi başarır. Buna bir bakıma “Genel Kültür” diyebiliriz. Örneğin Eyfel Kulesi’nin ne olduğunu bilmeyen insan hemen hemen yoktur. Ya da Mısır Piramitleri, Özgürlük Anıtı gibi diğer simgesel yapıları hepimiz biliyoruz. Diğer yandan da ortalamaya vurulduğunda insanların daha az bildiği “Angkor Wat” gibi yapılar, neredeyse Dünyanın 1000 yılına eşlik etmiş ünlü yapılardır. Dünya üzerinde sayısız mimari ve bina örneği verilebilir. Hemen hemen tüm dünyada ünlü mimarlar yetişmiş ve her uygarlığa en az bir eserlerini bırakmışlardır.

Ancak bu listemizde, yine aynı şekilde en az diğer yapılar kadar ünlü olabilecek fakat aksilikler veya doğal sebepler yüzünden inşaatı bir türlü bitirilemeyen yapıları sıralayacağız.

10. Çılgın At’ın Heykeli

Lakota yerlilerinin şefi olan Çılgın At’ın anısına Güney Dakota’da 1947 yılında ilk adımı atılan heykel, bir tepede bulunan kayalıkların heykeltıraş Korczak Ziolkowski tarafından heykele dönüştürülmek istemesiyle başlamış. Ancak 1982 yılında hayatını kaybetmesiyle bu dev heykel yarım kalmış. Heykelin boyu tam olarak 172 metre olarak planlanmış ve bitirilebilseydi 4000 kişi kapasiteli bir odası da olacaktı. Heykeltıraşın torunları heykeli bitirmek için şu anda uğraş veriyorlar.

9. Mingun Pahtodawgyi

Burma’daki Sagaing bölgesinde bulunan alana dünyanın en büyük tapınağını (pagoda) kurmak isteyen Kral Bodawpaya, 1790’da inşaatı başlatmıştır. Diğer devletlerle girdiği savaşlarda aldığı esir ve köleleri inşaatta çalıştırmıştır. Ancak halk arasında yayılan “bu tapınak bitince krallığımız çökecek” inancı ve genel mali sorunların baş göstermesi nedeniyle imkanlar yetmediği için 150 metre’nin 50 metrelik bir kısmı tamamlandığında inşaat yarıda kalmıştır. 1839’da gerçekleşen büyük deprem sebebiyle, inşaatın kalıntıları zarar görmüştür.

8. Hassan Kulesi

Fas’ın başkentti Rabat’ta Yaqub el Mansur tarafından inşası emredilen cami ve onun minaresi Hassan Kulesi, Mansur öldükten sonra 4 yıl içinde olduğu gibi bırakıldı ve inşaat yarım kaldı. Aşağı yukarı 80 metre olarak öngörülen minarenin yalnızca 44 metrelik bir bölümü tamamlanmıştır. Şu anda sütunları ve minarenin yarısı öylece durmaktadır. Eğer bitirilseydi tam 20 bin kişi aynı anda ibadet edebilecekti. 2012 yılında Dünya Mirasları Listesine eklenmiştir.

7. Aziz John Katedrali

New York’ta yer alan Amsterdam caddesinde bulunan Aziz John Katedrali, tamamlansaydı dünyanın en büyük kiliseleri arasında yerini alacaktı. Ancak tamamlanamayan bu eser, defalarca girişim yapılmasına karşın bir türlü bitirilememiştir. 1921 yılında kiliseye gelen bir rehber, kilisenin inşaatına başlansa bile inşaatın durumundan dolayı 700 yıldan aşağı sürede bitirilemeyeceğini savunmuştur.

6. Ta Keo

Antik Angkor kentinde bulunan bu tapınak, 14 metre yüksekliğe sahiptir. Neden inşaatın yarım kaldığı bilinmemektedir. Yarım kalan bir yapı olmasına rağmen heybetli bir duruş sergilemektedir.

5. Neferefre Piramidi

Kerpiç yerine kireçtaşı kullanılarak yapılan 65 metre uzunluğundaki bu Antik Mısır piramidi, inşası başladıktan sonra 5.hanedanlık dönemine gelindiğinde bilinmeyen sebeplerden dolayı yarım kalmıştır. Bazı Mısır bilimciler, bu piramitte mumya olduğuna inanmamaktadır.

4. İskoçya Ulusal Anıtı

Edinburgh’taki Calton tepesinde bulunan anıt, bugüne kadar tamamlanamadığı için “Ulusal nitelikte, övünç kaynağı” bir anıt olmak yerine İskoçya’lılar için utanç kaynağı olmuş. Napolyon’la süregelen savaşlar sırasında ölen kara ve denizci askerler adına yapımına başlanan anıt 1824 yılında inşa edilmeye başlandı, fakat mali yetersizlikler sebebiyle 1829 yılında durduruldu.

3. La Sagrada Familia

İspanya’nın Barcelona şehrinin merkezinde yer alan “La Sagrada Familia”, bazı talihsiz zamanlara denk gelmesi sebebiyle bir türlü bitirilememiş ve inşaatı hala süren nadir yapılardan birisidir. Bir kilise olmakla birlikte, inşaatına başlayan ve mimarı olan kişi öldükten sonra mimari çizimleri kaybolmuştur ve daha sonra yapıyı bitirmek isteyen kişiler kendi çizimlerini kullanmışlardır. Ancak 1. ve 2. Dünya Savaşları sırasında da inşaat yarım kalmıştır ve daha sonra yeniden başlamıştır. 130 yıldan daha uzun bir süredir inşaat devam etmektedir. Şu anki planlara göre inşaatın 2026 yılında tamamen bitmiş olacağı öngörülmektedir.

2. Bara Kaman

Hindistan’da bulunan bitmemiş bir mozaiktir. Kral Ali Adil Şah II tarafından yapımına başlanan mozaik türbenin inşa edilme amacı, şimdiye kadar yapılan türbelerin en görkemlisi ve en estetiğini inşa etmekti. Bara Kaman, İngilizce’de “12 Kemer” demektir. Fakat 1672 yılında başlanan bu türbenin inşaatı yarım kalmıştır. İnşaat sürerken Ali Adil Şah, babası tarafından öldürülmüştür ve proje hiçbir zaman tamamlanamamıştır.

1. Ryugyong Otel

Kuzey Kore’de bulunan Ryugyong Oteli, 1987 yılında inşa edilmeye başlamıştır fakat hiçbir zaman bitirilememiştir. Yapımına başlandığı yıllarda, eğer planlandığı tarihte (1989) bitirilebilseydi, Dünyanın en yüksek yedinci gökdeleni ve Dünyanın en yüksek oteli olma unvanına sahip olacaktı. Ama hiçbir zaman bitirilemediği için böyle bir şey olmadı. İnşaatın durmasının temel sebebi, ekonomik krizdir. 3000 odalı bu devasa otelin içinde kumarhaneler, gece kulüpleri, restoranlar gibi ticari faaliyette bulunan bir çok yer olacaktı. Ekonomik kriz ve çöküntüleri atlatan Kuzey Kore, otelin inşaatını bitirmeye karar vermiştir ve günümüzde inşaat devam etmektedir. Ne zaman bitirileceği bilinmiyor.

Seul’ün Üç Teraslı Mimari Yapısı: Yeni Amorepacific Merkezi 0 273

Mimari Değerlendirme

Kullanışlılık9.2
Konum9.7
Görsellik7.1
8.7 out of 10

Geçtiğimiz günlerde fotoğrafçı Laurian Ghinitoiu’nun fotoğraflayıp paylaştığı Güney Kore’de bulunan Seoul‘ün akılcı ve sembolik binalarından biri olan Amorepacific isimli kozmetik şirketinin yeni yerleştiği genel merkezine ait olan bina, mimarisinin sade olmasına rağmen hoş ve akılcı çözümlerle inşa edilmiş. 7 bin kişilik devasa bir yapıdan oluşan binanın 7 bodrum katı ve 22 adet katı bulunuyor. 5, 11 ve 17.katlarda üç adet çatı bahçesi ve terası bulunan binanın bahçe kısımları aynı zamanda binanın akılcı bir şekilde güneş ışığı, dengeli bir şekilde rüzgar ve temiz havayı içeri almasını sağlıyor. Bu şekilde ara katlarda bulunan bahçe ve terasların da gerçek birer bahçe ve teras olarak kullanılabilmesini sağlıyor.

Seul, Güney Kore’nin başkenti ve 10 milyonun üzerinde nüfusuyla ülkenin en büyük metropol şehridir ve Kore’liler tarafından Seul şehir planlamasına son derece önem verilmektedir.

Popüler Başlıklar

%d blogcu bunu beğendi: