Dünyanın En Ölümcül Dinozoru Artık T-REX Değil: Dynamoterror Keşfedildi 0 21

Dinozorların keşfinden bu yana, Dünya üzerinde tanıdığımız en yırtıcı hayvan olan Tyrannosaurus Rex gerçek bir ölüm makinesiydi. 6 metreye ulaşan boyları, 15 tona varan ağırlıkları ve bir öğütücüden farksız olan dişleri sayesinde Dünya üzerinde yaşamış şüphesiz en ölümcül canlıydı. Dinozor fosillerini bulduğumuzdan ve onları araştırmaya başladığımızdan bu yana en ölümcülünün T-Rex olduğunu düşünüyorduk. Dinozorları konu eden filmlerde hep başrol oyuncusu olan T-Rex’in pabucu dama atılmış gibi gözüküyor.

Andrew Mcdonald ve Douglas Wolfe’nin başkanlığında New Mexico’da 2012 yılında yapılan keşifler neticesinde fosiller yıllardır inceleme altındaydı. Bu yeni keşfin tam olarak hangi dinozor ailesine ait olduğu saptanmaya çalışıldı. Ve uzun uğraşlar sonunda 2018 yılında bu dinozor fosilinin yeni bir dinozor türü olduğunu keşfedip ona “Terörün Hükümdarı” anlamına gelen Dynamoterror ismini verdiler. İlginç olan bir diğer yanı da, fosillerin 80 milyon yıllık bir kayaçtan elde edilmiş olması. Yani T-Rex’lerin yaşadığı dönemden tam 12-14 milyon yıl önce. T-Rex’in boyundan çok az daha küçük olan Dynamoterror, kuzeni olan T-Rex’ten daha güçlü çene yapısı ve zırhı ile kesinlikle yenilmez bir ölüm makinesi.

Bilim insanları, Dünya’nın henüz daha inemediğimiz, gidemediğiz, ulaşamadığımız veya kazamadığımız derinliklerinde daha keşfedilmeyi bekleyen yüzlerce dinozor türü olduğunu söylüyor. Bu keşifler günümüzde yapılmaya devam ediyor ve geçtiğimiz her dakika yeni bulgulara ulaşmaya devam ediliyor. Yeni keşif sayesinde T-Rex’in pabucu dama atılır mı, filmlerde veya dijital dünyamızda bundan sonra Dynamoterror mu, yoksa kuzeni T-Rex mi daha fazla konuşulup- yazılıp çizilecek bilemiyoruz. Ama ikisi arasında “En Ölümcül Dinozorluk Unvanı” için taht kavgasının şimdiden başladığını söyleyebiliriz.

Kaynaklar: smithsonianmag.com, businessinsider.com, inverse.com

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

Uzay Aracı Mars Atmosferine Girdikten Sonra Kayboldu 0 557

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve Rus Uzay Ajansı‘nın (Roskosmos) ortak misyonuyla Mars’a gönderilen Trace Gas Orbiter (TGO) uzay aracı, başarıyla Mars yörüngesine oturdu. Ancak TGO’nun taşıdığı Schiaparelli test modülünden, Mars atmosferine girdikten sonra bir daha sinyal alınamadı.

ESA yetkilileri, Schiaparelli‘den alınan verilerin test modülünün planlandığı gibi atmosfere girdiğini ve hızını azaltmak için paraşütü açtığını gösterdiğini kaydetti. Ancak beklenen inişten kısa bir süre sonra sinyal kayboldu.

ESA kontrol merkezi görevlileri, gece boyunca araçtan gelecek sinyali bekledi. Almanya’nın Darmstadt kentindeki misyon kontrol merkezinde basın açıklaması yapan ESA güneş sistemi ve gezegen misyonları bölümü başkanı Andrea Accomazzo “Şu anda modülün hangi dinamik şartlarda yere iniş yaptığını belirleyecek pozisyonda değiliz” dedi.

ESA‘dan Thierry Blancquaert ise modülün hala tek parça halinde olup olmadığının bilinmediğini söyledi. Blancquaert, Schiaparelli’nin kayalık bir yere ya da kratere çarpmış olabileceğini ya da sadece iletişim kuramıyor olabileceğini kaydetti. Modülün hala işlevsel halde bulunup bulunmadığını anlamak için Dünya’ya gönderdiği sinyaller durmadan önce yolladığı 600 megabaytlık verinin incelenmesi gerektiği kaydedildi.

Eğer araçtan bir daha hiçbir sinyal alınamazsa, bu Avrupa’nın Mars yüzeyine araç gönderilmesi konusunda ikinci başarısızlığı olacak. Daha önce de İngiliz yapımı Beagle 2 robotu, 2003 yılında ana gemisi Mars Express‘ten ayrıldıktan sonra ortadan kaybolmuştu. Robotun kalıntıları geçen yıl NASA tarafından çekilen fotoğraflarda ortaya çıkmıştı.

© Deutsche Welle

Sinemalarda Uzay Çağı: The Space Between Us 0 389

Son yıllarda Dünya sinemalarında uzay temalı filmler ön plana çıkmaya başladı. Özellikle Gravity ve Interstellar’ın elde ettiği büyük başarıların ardından yeni dönem bilim kurgu olan ve insanlığın uzayda kolonileşmesini ya da daha sonraki zamanlarını konu edinen filmler artmaya başladı. 2016’nın bu konudaki en iyi örneği ise henüz daha sinemalara gelmemiş olan: The Space Between Us.

Uzay meraklılarını şimdiden heyecanlandıran film, Mars’ta insan kolonisi kurmak amacıyla yola çıkan uzay mekiğindeki astronotlardan biri olan Sarah Elliot’ın hamile olduğunun anlaşılması ve Mars’a indikten sonra bir erkek çocuğu dünyaya getirip ardından hayatını kaybetmesiyle başlıyor. Mars’ta bulunan diğer astronotlar tarafından büyütülen Gardner Elliot 16 yaşına geldiğinde yalnızca Mars’ta bulunan 14 bilim insanını yüz yüze tanıyor. Aynı zamanda da internet üzerinden Dünya’da bulunan bir kız olan Tulsa ile konuşmaya başlıyor. Sonrasında ise Gardner insan olmanın ne demek olduğunu keşfedeceği büyük bir maceraya başlıyor.

16 Aralık 2016 tarihinde vizyona girecek filmin heyecan verici fragmanını izlemek için tıklayın.

Popüler Başlıklar

%d blogcu bunu beğendi: