Everest’e İz Bırakan Türk Dağcı: Tunç Fındık 0 321

Everest’e İz Bırakan Türk Dağcı: Tunç Fındık 0 322

Everest, “Tanrıların Tahtı”… Dünyanın çatısı olan Himalaya dağ silsilesinin 8850 metrelik en yüksek noktası Everest tepesine tırmanan dağcılar, 2000’li yıllara kadar bir çırpıda sayılabilecek kadar az sayıdaydı. 1953 yılına kadar kimse Everest’in zirvesini göremedi. Ta ki 53’te Edmund Hillary ve yol arkadaşı Tenzing Norgay Everest’e tırmanmaya karar verip bunu başarana kadar.

1953’ten sonraki 50 yıllık dönemde yapılan tırmanma denemelerindeki başarı oranının altıda bir kadar düşük bir oranda olması Everest’in acımasızlığı ve henüz yeni gelişmekte olan insan sağlığı dalındaki bilim kategorisiydi. O dönemde hipotermi ve yüksek irtifa hastalıklarına getirilebilen çözümler de oldukça kısıtlıydı. Bu ve bunun gibi çeşitli sebeplerden dolayı onyıllardır Everest’e çıkıp geri dönemeyen bir çok dağcı oldu.
Son yıllarda bilimin gelişmesi, coğrafyanın daha iyi tanınması ve bölgeyi çok iyi bilen rehberlerin çoğalması sayesinde Everest’e tırmanan dağcıların başarı oranı bir hayli yükseldi. Bunlardan bir tanesi de Everest’e tırmanan ilk Türk olan Ali Nasuh Mahruki‘ydi. 1995 yılında tırmanışı tamamlayan Mahruki, 1996’da son tırmanışıyla Yedi Zirveleri tamamlayan ilk Türk olma ünvanını da aldı.
Tunç Fındık
2001 yılına gelindiğinde ise yeni bir Türk dağcı, Everest’e tırmanma girişiminde bulundu ve başarılı oldu. Tunç Fındık, Everest’e tırmanan ikinci Türk oldu. Aynı zamanda 2007 yılındaki tekrar ve farklı rotadan tırmanmasıyla da farklı bir ünvan daha almış oldu.
Tunç Fındık’ın günlüğünde yazanlar ise Everest’e tırmanma tecrübesinin nasıl bir duygu olduğunu adım adım, saat saat vurgular nitelikte. Bir dağcının neler yaşadığı, nasıl zorluklar çektiği, mutluluk gözyaşları ve ölümü ensesinde hissetmeyi anlatan bu günlükte Tunç Fındık’ın kendi kaleminden Everest’e tırmanışın öyküsünü okuyabilirsiniz. Günlük, Tunç Fındık’ın kendi sitesi tuncfindik.com’da bulunan “Everest (8850m) Nepal – Himalaya 2001” isimli yazıdan, sadece bir kısmı alıntılanmıştır.
“Artık tüm dünya bozbulanık görülüyor, gece bitti bitecek. Himalaya dağlarının çok ötesinde, belki de yüz kilometre uzakta müthiş yüksek, gri kümülonimbüs bulutları kule gibi onbinlerce metreye yükseliyorlar, soluk dağ sabahında şimşekler hala çakıyor.. Sert bir rüzgar başladı, hem de hiç kesintisiz esiyor. Umarım hava bir anda bozmaz.

Everest Tırmanışı
Dikliğinden dolayı insana güven vermeyen ve altındaki Kangshung yüzüne anlatılması güç bir boşlukla düşen çürük sarı kayalıkların üzerinden sarsakça tırmanıyoruz. İp hattında  tek emniyetim olan cumarımı ilerletiyorum ama  pek ağırlık vermemeye çalışıyorum, çünkü hemen hepsi de yıllardır burada bu eski iplerin ve eminim ki çürükler. Kayaların sağında  derin karlı gözüken  geniş  kar alanı tam bir çığ alanı.. Çığ tehlikesi, çürük kayalar, şirret gibi esip insanı sarsan bir rüzgar, ne hoş bir sabah! Saat 04.30  gibi olmalı ki, gün artık tamamen doğdu ve kıpkızıl güneşin topu, Çin işgali altındaki Tibet yaylaları üzerinden bizi selamlıyor.

Oksijen maskesi takmama karşın, tırmanışın yorucu olmaya başladığını hissediyorum. Her  adımda beş altı kez nefesleniyorum, boğazım oksijen maskesinden kaynaklı  kuru havadan dağlandığı için bazen deli gibi öksürüyorum, ne de olsa maske dışardaki soğuk  havayı tüpteki basınçlı oksijenle karıştırarak veriyor.. Yükseklik 8700 metre üzeri olmalı.. Keskin ve dik, sert karlı bir sırt üzerinden çıkıyorum, burada sabit hat ve emniyet  filan da yok. Güvenli gitmek için kazmamı  buza çekmiş kara her seferinde sertçe saplamak, kendimi emniyete almak zorunda kalıyorum, bu da çok çaba harcatıyor. …

Günlük son derece uzun olduğu için yalnızca bir kısmını yayınladık, geri kalanı için “buraya” tıklayıp okumaya devam edebilirsiniz.
Previous ArticleNext Article

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kuzey Kutbundaki Esrarengiz Altın Yumurta 0 628

Kuzey Kutup Bölgesine yakın bir bölgede İsveçlilerin Lapland’da bir kasabada kurduğu bu altın renkli yumurta benzeri yapı ilk bakışta son derece esrarengiz gelmekle beraber o muhteşem doğanın tam ortasında nasıl bir işleve sahip olduğunu merak eden bir tek ben değilim sanırım. Oldukça tuhaf gözüken bu yapı aslında yalnızca İsveçlilerin beyin yapılarını ve karakterini sergileyen küçük bir mimariden ibaret.

Peki bu mimari altın yumurta tam olarak ne işe yarıyor? Bu yumurtanın aslında sosyal bir işlevi bulunuyor. Yakındaki kasaba halkının bu yapıya geldiğinde birbirleriyle diyalog kurup sıcak sıcak oturmalarını sağlıyor. Burası aynı zamanda bir sauna. Karların ve soğuğun ülkesi İsveç’te bulunan bu küçük sıcak ortam, insanlar için bir çok açıdan kullanışlı olabilecek şekilde Mats Bigert ve Lars Bergström tarafından tasarlanmış.

İşlevleri dışında aynı zamanda bir anıt görevi de gören altın yumurta, eskiden demir madenine ev sahipliği yapan bu kasabanın yeniden doğuşunu simgelemiş. 5 metre boyu ve 4 metre eni olan, dışı aynalı altın kaplama ve paslanmaz çelik olan bu yapı, aynı zamanda tamamen taşınabilir 69 adet parçadan oluşuyor.

 

Etiyopya’daki Kabilede Yaşayan Kadınların Şaşırtıcı 9 Fotoğrafı 0 699

Dünya üzerindeki her kültürün kendine özgü gelenekleri ve inanışları vardır. Bu hem kadın için, hem erkek için yüzyıllar boyunca gelişmiş toplumsal bir tutumdur. 2017 yılında insanların büyük bir kısmı modern şehirlerinin içine hapsolmuş yaşarken, bazı bölgelerde eski gelenekler, yaşantılar ve ritüeller devam etmekte. Özellikle Afrika’da hayatını sürdüren bir çok kabile toplumu mevcut. Aşağıda fotoğraflarını verdiğimiz kadınlar ise Etiyopya’da üç farklı kabilede yaşayan kadınlar ve kameraya korkutucu poz veren de var, sevgi dolu poz veren de. Ortak noktaları ise hepsinin doğal olması. Onları yaşadıkları yerde fotoğraflayan fotoğrafçı Omar Reda, bu portre serisinin bir çoğunun Güney Etiyopya’ya yaptığı en son seyahatinde, Omo Vadisinde çekildiğini aktarmış.

Fotoğrafçı Reda, 3 farklı kabilenin de kendine has yaşantıları, kültürleri ve ritüelleri bulunduğunu söylese de, üçünün de benzersiz bir şekilde dekorasyon sanatına önem verdiğini aktarıyor. Bu kişisel dekorasyonların kişinin güzelliğini ve benzersizliğini ön plana çıkardığını düşünüyor.

Omar Reda‘nın kişisel web sitesine gitmek için tıklayın.

Popüler Başlıklar

%d blogcu bunu beğendi: