11 Ekim 2015 Pazar

Annapurna'ya Çıkarken Sağ Kalma İhtimali Yüzde 50

8 bin metrenin üzerinde 14 zirve tırmanışı yapma hedefindeki dağcı Tunç Fındık’ın bir sonraki durağı Annapurna. Özelliği, çıkan her iki dağcıdan birinin ölmesi.

Tunç Fındık, 8 bin metrenin üzerindeki dünyanın en yüksek 14 zirvesine çıkmayı amaç edinmiş profesyonel bir dağcı. Projenin 11’inci ayağını geçen hafta tamamladı. Himalayalarda 50 gün süren çetin bir mücadelenin ardından dünyanın en yüksek 11 ve 13’üncü zirvesine çıkmayı başardı. Fındık’ın bir sonraki yıl çıkmayı planladığı hedefiyse insanın tüylerini diken diken ediyor. Himalayalardaki Annapurna. Dağın istatistiği şu: Çıkan her iki dağcıdan biri hayatını kaybediyor.


Projenizin adı nedir?

-14x8000. Dünyada 26 bin feet sınırını geçen 14 dağ var. Çok az yapılan bir şey. Dünyada 35 kişi yaptı. 11. dağı tamamladım. Bunu başaran Türkiye’deki tek dağcıyım.

Ne zaman başladınız projeye?

-2001’de 8 bin metrelik dağlara tırmanmaya başladım. O zaman aklımda böyle bir proje yoktu. 2006’da halihazırda 3 dağa tırmanmıştım. Bundan sonra geri kalanları da tamamlamaya karar verdim.

Peki, neden bu zorlu projeyi yapıyorsunuz?

-Dünyadaki en iyi dağcılardan biri olmak gibi bir istek duymuyorum. Sadece tırmanmaktan keyif alıyorum. Bu projeyse bunun en güzel ifadesi.

Kaç yıldan beri tırmanıyorsunuz?

-25 yıl oldu. Onlarca 6-7 bin metrelik dağa tırmandım. Zirvelerin sayısı 350 olmuştur.

İlk nasıl başladı?

-Bilkent İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Bilkent’te Dağcılık Kulübü’ndeydim. Daha o yıllarda başlamıştı bu sevda.

Evli misiniz?

- Evet. Çocuğum yok, bir kedimiz var.

Tırmanışlar aile ilişkilerinizi etkiliyor mu?

-Benim için hayat ‘dağ’ demek. Bunun dışında kalan gündelik hayatsa biraz teferruat aslında. Gündelik hayatı bir boşluk olarak görüyorum. Bunu geçiştirmek istiyorum.

Siz profesyonelsiniz, Türkiye’de profesyonel dağcılar bir elin parmaklarını geçmez sanırım...

-Çok az. Profesyonel olmanın kimi kıstasları var. Mesela rehber kitap yazmak, motivasyon ve dağ eğitimleri vermek gibi. Dağcılık size çok kazandırmaz. Ancak ihtiyaçlarınızı karşılayacak kadar kazanırsınız. The North Face ana sponsorum. Onların sayesinde bu projeyi yapabiliyorum.

Son tırmanışınız nasıl başladı? Planlandığı gibi gitti mi?

-Dünyanın en yüksek 11 ve 13. dağlarına (Gasherbrum I ve Gasherbrum II) 50 gün sürecek bir tırmanışlar dizisi olacaktı. Ancak Pakistan’daki çeşitli gelişmelerden dolayı zaman kayıpları yaşadık. Dağ Pakistan’ın sapa bir bölgesinde. Merkezden yaklaşık 800 kilometrelik bir araç yolculuğu, 100 kilometrelik bir yolu off-road’larla, geri kalan bölümünü de bir haftalık bir yürüyüşle aşarak ulaştık dağa.


Dağa tırmanmanın ne gibi zorlukları var?

-Bu dağa oksijen desteği almadan çıktım. Basınç azlığının yarattığı seyrek oksijen nedeniyle normal bir insanın orada ömrü yarım saattir.  Ancak bazı eğitim ve tekniklerle bu süreyi uzatmak mümkün. Bu tarz dağlara tırmanmanın en büyük zorluğu da bu. Vücut 5 bin metreye uyum sağlıyor. Siz de dayanıklılığınız oranında 8 bin metreye gidip gelebiliyorsunuz böylece. Yani oksijen tüpüyle tırmanmakla, oksijensiz tırmanmak arasında çok büyük bir fark var.

Oksijen tüpüne ihtiyaç duymadınız mı?

-Tecrübeli olduğum için bünyem alıştı. Mesela yüksek irtifalarda medeniyet hiç olmaz. Perulu İnkalar bile 4500 metre sınırını aşmazlar. İki ay kadar bu irtifadan yüksekte yaşarsanız 15 kilo kadar kas kaybeder ve yavaş yavaş ölmeye başlarsınız. Dolayısıyla 8 bin metrede zirveye misafir gibi gidip, olabildiğince çabuk dönüyorsunuz.

Siz nasıl etkilendiniz?

-Birkaç kilo verdim. Sanırım kas kaybı da yaşadım.


Dağdayken nasıl besleniyorsunuz?

-Karbonhidratla. Bisküvi, hazır yiyecek ve bolca sıvı.

Neden bu kadar?

-Sindiremezsin. Canınız da istemez. Fakat bol bol su içmek zorundasın hayatta kalmak için.

Zirve sürecindeki bir gününüzü anlatır mısınız?

-Ana kamptan sonra zirve 4 gün sürdü. Gece 10’da yola çıktık. Sabah erken saatlerde zirveye vardık. En uygun hava akımları sabah saatlerinde olur. Bir an önce varıp erkenden dönmek gerekir. Yoksa ölüm tehlikesi artar. Gece uyumadım. Sıcaklık -35 derece. Üzerimde özel koruyucu giysi ve kilolarca ekipman var. Fakat sürekli dondurucu havayı soluduğum için ısınamıyorum. Yükseğe alışkın olduğum için akut dağ hastalığı (irtifa hastalığı) yaşamıyorum.

Zirvede ne kadar durdunuz?

-35-40 dakika kadar kaldım. Hava çok güzeldi. Manzara harikaydı. K2’de (en yüksek 2. dağ) 20 dakika kalmıştım. 5 dakika kaldığım 8 bin metrelik dağlar da oldu. Everest’e ikinci çıktığımda 30 dakika kalmıştım. Zirvede kalma süresi zamanlama, sıcaklık ve hava koşullarıyla ilgili bir konu.

En zor dağ hangisiydi?

-8 bin metrede kolay diye bir şey yok. Diğerleriyle mukayese edildiğinde bu 13. dağ çok zor değil. K2 çok zor. Dhaulagiri çok zordu benim açımdan. Kanchenjunga da zorlu. Makalu da bunlardan biri.

Ekipte kimler vardı?


-Biz 8 kişiydik. 6 kişilik bir Koreli ekip vardı. Onlarla ortaklaşa çalıştık ve zirveye birlikte ulaştık.

Tırmanıştaki en büyük tehlikeler neler?

-En büyük tehlike çığ. Bu tehlike varsa tırmanmamalısın. Buzul çatlakları da çok tehlikeli. Dikey buz duvarları çok zorlu. Soğuğa da dikkat etmelisiniz. -60 dereceye dayanaklı ayakkabıların içinde parmaklarını kaybeden arkadaşlarım oldu.

Siz Türkiyeli değil de Amerikalı bir dağcı olsaydınız ne gibi bir değişim olurdu?

-Milyon dolarlık bir değişim olurdu. Ve çok ünlü olurdum.

Himalayalardaki Annapurna Dağı’nın zirvesi 8 bin 91 metre. Dünyanın en yüksek 10’uncu dağı. Fındık, geçen yıl Annapurna’ya çıkmayı planladı. Ancak zirve yolunda çektiği yukarıda bulunan çığ fotoğrafı planın ertelenmesine neden oldu. Fotoğrafta çığın yöneldiği noktada iki dağcı görünüyor. Bir dağcı da yan tarafta çığdan kaçmaya çalışıyor. Fındık’ın verdiği bilgilere göre, çığ altında kalan iki dağcı ağır yaralı da olsa sağ kurtulmayı başardı.


Röportaj: Serkan Ocak / Hürriyet (Haber kaynağına gitmek için tıklayınız.)

Fotoğrafçılık

Müzik

Sanat