Avrupa’da Tatlı Bir Kasaba: Karaağaç 0 1094

Türkiye’nin batısında görülmesi gereken yerlerin başında gelen bir yer var, o da Edirne’ye bağlı ufak bir kasaba olan Karaağaç. Meriç Nehri’nin kıyısında ve aynı zamanda Yunanistan sınırında bulunan bu mahalle, Meriç’i geçtikten sonra Avrupa’ya tamamen girdiğinizi hissettiriyor. 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile savaş tazminatı olarak Yunanistan’dan alınan Karaağaç ve Bosnaköy, hem Türk hem de bir Yunan köyü olarak kültürlerin de kesiştiği önemli bir nokta. Lozan Barış Antlaşmasıyla elde edilen bu topraklardan dolayı da Karaağaç tren istasyonu bölgesine büyük bir Lozan Anıtı inşa edilmiştir. Edirne’ye bağlandıktan sonra geçen süre içinde de Edirne halkının gün içinde ziyaret ettiği bir bölge haline gelmiştir. Piknik alanları, cafeler, büyük yeşil alanlar ve Karaağaç tren istasyonunun Trakya Üniversitesi’ne verilip Güzel Sanatlar Fakültesinin oraya taşınmasıyla bölge daha da hareketlenmiştir.

Çok da büyük olmayan Karaağaç’ı geçtikten hemen sonra Yunanistan sınır kapısı Pazarkule bulunmaktadır. Ancak daha güneyde bulunan İpsala sınır kapısının transit geçiş yolu üzerinde olmasından dolayı yoğunluk genelde İpsala’da yaşanır, Pazarkule sınır kapısında bir de ufak free shop vardır, bu ufak free shop’tan genellikle Edirne halkı da yararlanır. Edirne şehir merkezine köprüyle bağlanan Karaağaç’ın doğası da güzeldir, Avrupa’nın geneli gibi yeşil düzlükler bolcadır.

Karaağaç’a Nasıl Gidilir?

İstanbul tarafından otoban veya karayolunu takip ederek Edirne şehir merkezine ulaşılır, Edirne şehir merkezine geldikten sonra Pazarkule (Yunanistan) tabelalarını takip ederek Meriç nehri geçilir ve taş yolun sonunda bulunan kavşağa geldikten sonra Karaağaç Güzel Sanatlar Fakültesinin (Karaağaç eski Tren Garının) önüne çıkan caddeye girip Karaağaç merkeze giriş yapılır.

Çanakkale tarafından, Gestaş Feribot İskelesine geldikten sonra saat başı kalkan Eceabat feribotuna binilir, Gelibolu yolu takip edilerek deniz kıyısındaki yoldan Gelibolu’ya gelinir ve Keşan’a doğru devam edilir. Keşan’a girdikten hemen sonra İstanbul / Tekirdağ ve İpsala sınır kapısına ayrılan kavşaktan dosdoğru yukarı çıkılarak Edirne yoluna sapılır. Havsa’ya varana kadar düz giden yol Havsa’da otoban girişine ayrılır, otobana girmeden sola saparak 20 km sonra Edirne’ye varılır ve şehir merkezine ulaşılır, Edirne şehir merkezine geldikten sonra Pazarkule (Yunanistan) tabelalarını takip ederek Meriç nehri geçilir ve taş yolun sonunda bulunan kavşağa geldikten sonra Karaağaç Güzel Sanatlar Fakültesinin (Karaağaç eski Tren Garının) önüne çıkan caddeye girip Karaağaç merkeze giriş yapılır.

 

 

 

Previous ArticleNext Article

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kuzey Kutbundaki Esrarengiz Altın Yumurta 0 621

Kuzey Kutup Bölgesine yakın bir bölgede İsveçlilerin Lapland’da bir kasabada kurduğu bu altın renkli yumurta benzeri yapı ilk bakışta son derece esrarengiz gelmekle beraber o muhteşem doğanın tam ortasında nasıl bir işleve sahip olduğunu merak eden bir tek ben değilim sanırım. Oldukça tuhaf gözüken bu yapı aslında yalnızca İsveçlilerin beyin yapılarını ve karakterini sergileyen küçük bir mimariden ibaret.

Peki bu mimari altın yumurta tam olarak ne işe yarıyor? Bu yumurtanın aslında sosyal bir işlevi bulunuyor. Yakındaki kasaba halkının bu yapıya geldiğinde birbirleriyle diyalog kurup sıcak sıcak oturmalarını sağlıyor. Burası aynı zamanda bir sauna. Karların ve soğuğun ülkesi İsveç’te bulunan bu küçük sıcak ortam, insanlar için bir çok açıdan kullanışlı olabilecek şekilde Mats Bigert ve Lars Bergström tarafından tasarlanmış.

İşlevleri dışında aynı zamanda bir anıt görevi de gören altın yumurta, eskiden demir madenine ev sahipliği yapan bu kasabanın yeniden doğuşunu simgelemiş. 5 metre boyu ve 4 metre eni olan, dışı aynalı altın kaplama ve paslanmaz çelik olan bu yapı, aynı zamanda tamamen taşınabilir 69 adet parçadan oluşuyor.

 

Etiyopya’daki Kabilede Yaşayan Kadınların Şaşırtıcı 9 Fotoğrafı 0 690

Dünya üzerindeki her kültürün kendine özgü gelenekleri ve inanışları vardır. Bu hem kadın için, hem erkek için yüzyıllar boyunca gelişmiş toplumsal bir tutumdur. 2017 yılında insanların büyük bir kısmı modern şehirlerinin içine hapsolmuş yaşarken, bazı bölgelerde eski gelenekler, yaşantılar ve ritüeller devam etmekte. Özellikle Afrika’da hayatını sürdüren bir çok kabile toplumu mevcut. Aşağıda fotoğraflarını verdiğimiz kadınlar ise Etiyopya’da üç farklı kabilede yaşayan kadınlar ve kameraya korkutucu poz veren de var, sevgi dolu poz veren de. Ortak noktaları ise hepsinin doğal olması. Onları yaşadıkları yerde fotoğraflayan fotoğrafçı Omar Reda, bu portre serisinin bir çoğunun Güney Etiyopya’ya yaptığı en son seyahatinde, Omo Vadisinde çekildiğini aktarmış.

Fotoğrafçı Reda, 3 farklı kabilenin de kendine has yaşantıları, kültürleri ve ritüelleri bulunduğunu söylese de, üçünün de benzersiz bir şekilde dekorasyon sanatına önem verdiğini aktarıyor. Bu kişisel dekorasyonların kişinin güzelliğini ve benzersizliğini ön plana çıkardığını düşünüyor.

Omar Reda‘nın kişisel web sitesine gitmek için tıklayın.

Popüler Başlıklar

%d blogcu bunu beğendi: