Tükenen Su Kaynakları ve Geleceğin Su Savaşları 0 165

Tükenen Su Kaynakları ve Geleceğin Su Savaşları 0 166

Küresel ısınmasının artması ve kullanılabilir suların hızla tüketilmesi gelecekte su nedeniyle savaşlar çıkacağına işaret ediyor. ABD’deki Massachusetts Üniversitesi Çevre Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Timothy O. Randhir de kaynakların azalması nedeniyle su kavgalarının artacağını vurguluyor. Peki geleceğin su savaşlarının hangi bölgelerde hangi ülkeler arasında gerçekleşmesi bekleniyor? Türkiye su savaşlarında yer alacak mı?
Dünya nüfusunun %60′ından fazlasına sahip Asya kıtası, bu kullanılabilir suyun %36′lık bir kısmına sahip. Öte yandan dünya nüfusunun %6′sına karşılık gelen Güney Amerika kıtasında kullanılabilir suyun %26′sı bulunuyor.
Sadece Amazon nehri ise tüm dünya üzerindeki kullanılabilir suyun %15′ini oluşturuyor. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün tahminlerine göre 2025 yılında dünya nüfusunun yüzde 66′sı su sıkıntısı çekecek.
Randhir’e göre tarihsel olarak bakıldığında Ortadoğu’da ve Amerika’nın bazı bölgelerinde böyle uyuşmazlıklar bekleniyor. Su kaynaklarının farklı ülkeler tarafından paylaşıldığı bölgelerde de su sorunları bekleniyor. Randhir bunlara Nil Nehri ve Amerika ile Kanada arasındaki bölgeyi örnek veriyor.
Çözümü ise havza yönetimine önem verilmesi ve sudaki kirlenmenin önüne geçilmesi. Olası su savaşlarının taraflarıyla ilgili çok sayıda öngörü bulunuyor. Bunlardan en dikkat çekicisi dünya nüfusunun yüzde 5’ini barındırmasına rağmen dünya su kaynaklarının sadece yüzde 1’ine sahip olan Ortadoğu.
Yakın dönemde ve günümüzde petrol gibi enerji kaynakları ekseninde çatışmaların yaşandığı Ortadoğu böyle giderse bir de su için savaşacak. UNESCO’ya göre Ortadoğu’da su kaynakları için çıkabilecek olası çatışmalar şöyle:
Fırat ve Dicle için Türkiye, Suriye ve Irak arasında çatışma olasılığı görülüyor.
Şeria Nehri için ise Ürdün, İsrail, Lübnan ve Filistin arasında anlaşmazlıklar var ve çatışma olasılığı bulunuyor. Afrika’da ise Nil Nehri’nin Mısır, Etiyopya ve Sudan arasındaki bir su savaşına neden olması hiç de uzak bir ihtimal değil.
Orta Asya’da ise Aral gölü etrafında Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Kırgızistan arasında bir hesaplaşma olasılığı var. Güney Asya’da Wular Barajı ile ilgili Hindistan-Pakistan gerilimi var. Farraka barajı için Hindistan ile Bangladeş geriliyor.
Mahakali Irmağı ise Nepal ile Hindistan’ın arasında el bombası gibi duruyor. Güneydoğu Asya’da Mekong Irmağı’nı denetleyecek barajlar yapmaya kalkışan Kamboçya, Çin, Laos, Myanmar, Tayland ve Vietnam’ın karşı karşıya gelme olasılığı var.
Güney Afrika’da Bostwana ve Namibya birçok kez su için çatışmanın eşiğine geldi.
Libya’nın tükettiği fosil sular ise Cezayir’i geriyor. ABD ile Meksika arasındaki Kolorado Irmağı suyunun paylaşımı sorunu da bir dinamit gibi ortada duruyor.
Uruguay, Arjantin, Brezilya ve Paraguay’ı kapsayan La Plata da Güney Amerika’nın da çatışma olasılıkları içinde yer alabileceğini gösteriyor. Tarih boyunca su ile ilgili sebeplerden yaşanmış kimi anlaşmazlıklar, çatışmalar ve bölgesel ayaklanmalar da oldu.
1990 yılında Atatürk Barajı’nın yapımı için bir süre Fırat’ın sularının akışı engellendi. Suriye ve Irak Türkiye’yi protesto etti ve barajın Türkiye için bir savaş silahı olduğunu savundu.
Yine 1990’lı yıllarda Turgut Özal, PKK’ya destek verdiği gerekçesiyle Suriye’yi uyardı ve suyu kısıtlamakla tehdit etti. Sadece 2014 yılı içinde olan olaylar bile endişe verici.
Su Kaynaklı Yaşanan Bazı Problemler
Meksika’da su kaynakları üzerindeki kontrolle ilgil bir meseleden dolayı yerel halkla polis arasında çatışma çıkmış ve 100’den fazla polis yaralanmıştı.
Yine 2014’de Suriye hükümeti, muhalif güçlerin Halep’teki su istasyonunu bombaladığını ve su krize neden olduğunu iddia etmişti. Kırım’ın Rusya’ya katıldığını açıklamasının ardından Ukrayna’nın Kırım’a giden su kaynaklarını kestiği iddia edilmişti.
Nijerya’da çiftçilerle sürü sahipleri su kaynakları yüzünden karşı karşıya geldi. Nijerya hükümeti çatışmayı ancak askeri bir operasyonla engelleyebildi. Gürcistan, Rusya’nın sınırdaki su ünitelerine sürekli olarak sabotaj yaptığını idda etti.
Sercan Tezcanoğlu – CNNTurk
Previous ArticleNext Article

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kuzey Kutbundaki Esrarengiz Altın Yumurta 0 624

Kuzey Kutup Bölgesine yakın bir bölgede İsveçlilerin Lapland’da bir kasabada kurduğu bu altın renkli yumurta benzeri yapı ilk bakışta son derece esrarengiz gelmekle beraber o muhteşem doğanın tam ortasında nasıl bir işleve sahip olduğunu merak eden bir tek ben değilim sanırım. Oldukça tuhaf gözüken bu yapı aslında yalnızca İsveçlilerin beyin yapılarını ve karakterini sergileyen küçük bir mimariden ibaret.

Peki bu mimari altın yumurta tam olarak ne işe yarıyor? Bu yumurtanın aslında sosyal bir işlevi bulunuyor. Yakındaki kasaba halkının bu yapıya geldiğinde birbirleriyle diyalog kurup sıcak sıcak oturmalarını sağlıyor. Burası aynı zamanda bir sauna. Karların ve soğuğun ülkesi İsveç’te bulunan bu küçük sıcak ortam, insanlar için bir çok açıdan kullanışlı olabilecek şekilde Mats Bigert ve Lars Bergström tarafından tasarlanmış.

İşlevleri dışında aynı zamanda bir anıt görevi de gören altın yumurta, eskiden demir madenine ev sahipliği yapan bu kasabanın yeniden doğuşunu simgelemiş. 5 metre boyu ve 4 metre eni olan, dışı aynalı altın kaplama ve paslanmaz çelik olan bu yapı, aynı zamanda tamamen taşınabilir 69 adet parçadan oluşuyor.

 

Etiyopya’daki Kabilede Yaşayan Kadınların Şaşırtıcı 9 Fotoğrafı 0 693

Dünya üzerindeki her kültürün kendine özgü gelenekleri ve inanışları vardır. Bu hem kadın için, hem erkek için yüzyıllar boyunca gelişmiş toplumsal bir tutumdur. 2017 yılında insanların büyük bir kısmı modern şehirlerinin içine hapsolmuş yaşarken, bazı bölgelerde eski gelenekler, yaşantılar ve ritüeller devam etmekte. Özellikle Afrika’da hayatını sürdüren bir çok kabile toplumu mevcut. Aşağıda fotoğraflarını verdiğimiz kadınlar ise Etiyopya’da üç farklı kabilede yaşayan kadınlar ve kameraya korkutucu poz veren de var, sevgi dolu poz veren de. Ortak noktaları ise hepsinin doğal olması. Onları yaşadıkları yerde fotoğraflayan fotoğrafçı Omar Reda, bu portre serisinin bir çoğunun Güney Etiyopya’ya yaptığı en son seyahatinde, Omo Vadisinde çekildiğini aktarmış.

Fotoğrafçı Reda, 3 farklı kabilenin de kendine has yaşantıları, kültürleri ve ritüelleri bulunduğunu söylese de, üçünün de benzersiz bir şekilde dekorasyon sanatına önem verdiğini aktarıyor. Bu kişisel dekorasyonların kişinin güzelliğini ve benzersizliğini ön plana çıkardığını düşünüyor.

Omar Reda‘nın kişisel web sitesine gitmek için tıklayın.

Popüler Başlıklar

%d blogcu bunu beğendi: