Almanya’da Gezilecek Yerler: Krefeld 0 564

Almanya’da Gezilecek Yerler: Krefeld 0 565

Hauptbahnhof altında bulunan disko

Almanya’nın en kalabalık bölgesi olan Ruhr bölgesinde yer alan şehirlerden birine daha önce gittiyseniz bilirsiniz; genelde sık yerleşim yerleri bulunmaktadır ve sanayi de gelişmiştir. Zaten Ruhr bölgesi dünyada sanayinin gelişmeye başladığı ilk bölgelerden birisi olmuştur sanayi devriminden sonra. Ve Almanya hala bu Ruhr bölgesinde seneler önce gelişen sanayinin meyvelerini toplamaktadır. Öyle ki şimdilerde sanayi ve yatırım alanında çok da revaçta olmayan Duisburg, Essen gibi şehirlerde önceleri devasa fabrikalar bulunmaktaydı. Bu fabrikaların bir kısmı hala yerlerinde olmasına rağmen günümüzde Alman sanayisi çeşitli bölgelere yayılmıştır. Krefeld şehri ise bu sanayinin ve nüfus yoğunluğunun hemen kenarında bulunan, nüfusu ise 1 milyonu bulmayan orta büyüklükte ve şahane güzellikteki şehirlerden birisidir.

Krefeld Tramvayı

Krefeld’e gidişimde şehirde havalimanı bulunmaması sebebiyle en yakın havalimanı olan Düsseldorf havalimanına inmiştim. Ardından Krefeld’de yaşayan büyük kuzenimle buluşup 20 gün kalmak üzere arabaya binmiştim ve akşam saatlerinde Krefeld’de bulunan kuzenlerimin evine varmıştım. O akşam uçaktan yeni indiğim için pek gezemem sanıyordum ancak oradaki gençlerin nasıl yaşadığını bilmediğim için yanılmıştım. Geceyarısı kuzenimin teklifiyle dışarı çıktık ve taksiye binip ara sokakların birinde indik. Dışarıdan ev gibi görünen büyükçe bir binaya yaklaştık ve kenarındaki ufak kapıdan içeri girdik. Karşımıza çıkan merdivenlerden aşağıya indiğimizde yeraltında büyük bir kapı daha gördük ve önünde de bilet kesen iki Alman abimiz. O noktada sesler yoğunlaştı ve indiğimiz yerin bir yer altı diskosu olduğunu anladım. Biletlerimizi alıp içeri girdik ve alçak tavanlı, tamamen duman altı olmuş bir salona çıktık. Değişik bir diskoydu. Yaklaşık 1 saat biralarımızı yudumlayıp şarkılara eşlik ettikten sonra çıktık. Krefeld’de ilk günüm, yol yorgunluğumu bile atamadan daha da yorularak geçti. Sonraki günlerde dinlenmek için bol bol zaman buldum ve Krefeld’i gezerek zaman geçirdim.

Krefeld Şehir Merkezi

Krefeld, Almanya’nın diğer düzenli şehirlerinden farksız. Ancak farklı kılan, şehrin aşırı büyük olmaması ve bir yerleri rahatça gezebilme imkanınız. Örneğin bir otobüse veya taksiye binip bulunduğunuz yerden en fazla 15 dakika içinde Hauptbahnhof (Tren İstasyonu)’nun bulunduğu şehir merkezine gidebilirsiniz. Özel arabanız varsa bu süre çok daha kısalıyor. Şehir merkezi, Almanya’nın diğer şehirlerinde genellikle olduğu gibi Tren İstasyonu’nun bulunduğu yer. Şehir merkezindeki Tren İstasyonunun altında şehrin en büyük diskosu bulunuyor ve eğer Krefeld’e gitme fırsatı bulursanız gece yarısından sonra kesinlikle gitmeniz gereken bir yer.

Krefeld Hauptbahnhof (Tren İstasyonu)

Şehrin tam merkezinde disko haricinde restoranlar ve sinemalar da bulunuyor. Ayrıca Türk dönercileri ve Türk barları da şehrin çeşitli yerlerine yayılmış. Şehir merkezine çıkan sokaklar ise alışveriş mağazalarından oluşuyor. Giyim çoğunlukta olmak üzere her türlü alışveriş imkanı bulunmakta. Bu noktalara şehirde bulunan tramvay ile de ulaşabilmek mümkün. Şehir merkezi oldukça hareketli, iş saatlerinde sokaklar ve restoranlar kalabalık. Şehir merkezi genel olarak öyle olmasına karşın, Krefeld’in dışında yer alan ufak kasabalar ve yerleşim birimleri de çok fazla sayıda. Çevresinde sakin kasabalar bulunan ve çok güzel bir doğaya sahip olan bu bölge, turistik olarak gezilmesi gereken yerleri de içinde barındırıyor.

Kar yağışı başladıktan sonra şehir merkezi

Krefeld, coğrafya olarak da çok önemli bir konuma sahip, Düsseldorf, Duisburg, Essen, Köln gibi önemli şehirlere çok yakın konumda bulunuyor. Bu yüzden gitmesi pek de güç bir yerde değil. Eğer yolunuz düşerse Krefeld bölgesi civarındaki önemli kasabaları gezmeden dönmeyin, turistik önem taşıyan bir çok mimari yapı bulunuyor.

Altgeçitte kaykay yapan gençler

Bunlara da göz atın:
Almanya’da Görülmesi Gereken 5 Şehir
Ren Nehrinden İlham Alan Şehir: Düsseldorf

Previous ArticleNext Article

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Azılı Suçlulara Bile Kafayı Yedirten Dünyanın En Tehlikeli 10 Hapishanesi 0 1651

Dünyadaki hiç bir hapishane tam olarak güvenli sayılmaz. Fakat öyle hapishaneler var ki, bazılarının tarihi son derece kanlı veya karanlık. Cezaevlerinde mahkumların haklarından tutun, gördükleri işkencelere, işlenen cinayetlere, insanlık dışı yaşam koşullarına kadar bir çok kategoride değerlendirilen bu listede Türkiye‘den de hepimizin bildiği bir hapishane mevcut.

10. Rikers Island, New York – Amerika Birleşik Devletleri


İçeride tecavüz, cinayet gibi suçların rahatça işlenebildiği, dövüş kulüplerinin bulunduğu ve bir çok suçun örtbas edildiği bu ada hapishanesinde büyük suçlar işleyen New York’lular ve diğer suçlu Amerika vatandaşları bulunuyor. Hapishanedeki en büyük tehlike, hiç bir gardiyanın suçluları koruyabilecek kadar yeterli olamaması ve her mahkumun ölmemek için kendi arkasını kollamak zorunda olması.

9. La Sante, Paris – Fransa


Seine nehri civarında, Paris’in tam merkezinde yer alan bu cezaevinin aşk şehri Paris’te yer aldığına inanmak güç. Bu yüksek güvenlikli cezaevi, tarihte yer alan en ünlü cezaevlerinden biri. 1867’de açılan hapishane, Dünya Savaşı zamanında savaş suçlularını ve esirlerini konuk etmiştir. Bugün bile hala aşılamayan bir güvenlik seviyesine sahip olan bu hapishaneden tarih boyunca yalnızca 3 kişi kaçmayı başarabilmiştir.

8. Petak Island – Rusya


Rusya’da bir çok yüksek güvenlikli cezaevi var. Beyaz Göl’deki Petak Adasında bulunan cezaevi de bunlardan biri ve en ağır suçları işleyen suçluların gönderildiği bir yer. Mahkumlar haftada sadece iki kez ziyaretçi kabul edebiliyor. Burayı en tehlikeli yapan etmenlerden biri ise duvarlardaki yalıtım eksikliği ve mahkumların hayatına önem verilmemesi sebebiyle kışın eksi 40 dereceye inen sıcaklıklarda bir çok mahkumun donarak ölmesi ve bazı durumlarda akıllarını bile yitirmesi.

7. Bang Kwang, Bangkok – Tayland


Maksimum güvenlikli bir hapishane olan Bang Kwang, Bangkok’a yalnızca bir kaç kilometre uzaklıkta bulunuyor. Bu hapishanede yabancı mahkumların sayısı da bir hayli fazla. Yeni gelen suçlulara 3 ay boyunca pranga takılan cezaevinde bulunan suçluların her 10 tanesinden 1’i idam mahkumu oluyor. Bu hapishanede mahkumların bir çoğu kötü beslenme ve neredeyse hiç işlemeyen kanalizasyon sisteminin de etkisiyle çeşitli hastalıklardan hayatını kaybediyor.

6. La Sabaneta – Venezuela


Eski Devlet Başkanı Hugo Chavez tarafından “Cehennem Çemberi” olarak tanımlanan meşhur La Sabaneta cezaevi aşırı kalabalık, yetersiz personel, yetersiz bütçe, tecavüz, sebepsiz cinayetler gibi sebeplerle en tehlikeliler listesinde yer alan hapishanelerden biri. Düzenli bir şekilde ayaklanma çıkan hapishanede 2012 yılında 591 mahkum öldürüldü. 2013 yılında baskın yapılan cezaevinde bulunan, tabanca, tüfek, esrar, kokain, çeşitli cephanelikler ve 22 bin adet mermi, mahkumların gizli tuttuğu yer altı tünellerinde ele geçirildi.

5. Diyarbakır Cezaevi – Türkiye


1980 yılında açılan bu cezaevi, özellikle bölgedeki Kürt nüfusu için 35 yılı aşkın zamandır tam bir cehennem olmuştur. Ağır suçlular ve siyasi mahkumlar için kullanılan cezaevinin kanlı bir geçmişi vardır. Açıldığı günden beri yüzlerce kişi işkencelerle ölmüş, bir çok kişi kendini yakarak intihar etmiştir. Yaşları 13 ile 17 arasında değişen 350’den fazla çocuk mahkum da Diyarbakır cezaevinde yatmaktadır.

4. Gldani – Gürcistan


Gürcistan’ın Gldani hapishanesinde yaşanan dehşet, teknoloji sayesinde açığa çıkarıldı. Mahkumlara tecavüz, dayak ve işkence yapılan görüntülerin kaydedilip sızdırılmasının ardından hapishanedeki şartlar biraz da olsa düzeldi ve sorumlu tutuklularla gardiyanlar yargılandı.

3. Cotonou – Benin


Benin, Togo ve Nijerya’nın yanında bulunan küçük bir Afrika ülkesi. 2400 kişilik kadın, erkek ve çocuk mahkumların barındığı bu hapishane aşırı kalabalık. Çok kötü koşullara sahip olan bu hapishane, devlet tarafından özellikle bu durumda tutulmuyor. Fon yetersizliğinden dolayı aşırı kalabalık olan bu hapishane, hastalık ve diğer kötü şartlardan kaynaklanan ölümlere sebep oluyor.

2. Tadmor – Suriye


Suriye’de bir çölde bulunan Tadmor hapishanesi siyasi mahkumlar ve ağır suçluları barındırıyor. 2001 yılında kapatılan bu hapishane daha fazla tutukluyla 10 yıl sonra yeniden açılmış. Hapishanede kitap, radyo, televizyon gibi hiç bir aktivite bulunmuyor. Tek eğlence işkence.

1. Gitarama – Ruanda


Ruanda’da bulunan bu hapishanede durum öyle içler acısı ki, kaynak yetersizliğinden dolayı hiç bir para aktarılmayan bu cezaevi hem çok kalabalık hem de bu kadar mahkumu doyurmaya ve bakmaya yetecek kadar imkan yok. Buradaki mahkumların tek derdi işkence ve cinayetler değil. Hayatta kalma içgüdüsü ve açlık sebebiyle birbirlerini öldürüp yiyen binlerce mahkum bulunuyor.

Dünyanın İlk Hidrojen Yakıtlı Treni “iLint” 2017’de Raylarda 0 328

Demiryolu teknolojisi üreten Alstom firması, dünyanın ilk yakıt hücreli trenini kısa adımlarla rekor bir süre içerisinde tamamlayıp, gerekli testler ardından 2017 de kullanıma sunuyor!

Tren yolu kullanımı, elektrik akımıyla çalıştığı için çevremizin bir numaralı dostudur. Ancak günümüzde hala dizel yakıtla çalışan trenlerde yok değil. Alman Alstom firması, dizelle çalışan trenlerin çevreye verdiği zararın önüne geçmek için hidrojenle çalışan tren üzerinde 2 yıl boyunca çalışmalar yaptı ve nihayet uzun beklemeler ardından salı günü Almanya’nın Berlin şehrinde hidrojen yakıtlı trenin tanıtımı yapılacak.

İki yıl gibi rekor bir sürede üretimi yapılan hidrojen yakıtlı tren, dünyada bir ilke de imza atmış oldu. Aralık 2017’den itibaren Almanya’nın Buxtehude–Bremervörde–Bremerhaven–Cuxhaven hattında hizmet vermeye başlayacak.

iLint adına sahip olan bu trenin çalışma prensibiyse, trenin üstünde hidrojen tankı ve bir de yakıt hücresi bulunuyor, hidrojen bu şekilde elektrik enerjisine donüştürülüyor. Yani trenin hareket edebilmesini ve tam fonksiyonel çalışmasını sağlıyor. Ayrıca bu işlev daha önceden otobüs ve otomotiv sektöründe test edilip kanıtlanmıştı. Şunu da belirtmek gerekir ki; bu tren %0 emisyona sahip ve yolculuk esnasında sadece trenin teker sesleri duyuluyor. Yani herhangi bir şekilde gürleyen bir motor sesi de olmayacak ve tabi ki tamamen çevre dostu. Umarız bu tren başarılı seferler yaparak dünya genelinde kullanılabilir yapıya getirilir.

Kaynak

Popüler Başlıklar

%d blogcu bunu beğendi: