2 Eylül 2014 Salı

Lizbon ve Tramvay İkilisi

Lizbon’u ziyaret eden herkesin dikkatini çeken bir şey vardır. Hemen hemen her yerde karşınıza çıkan tramvaylar. Onlar diğer şehirlerdeki benzerleri gibi sadece düz yollarda gitmiyorlar. Daracık sokaklarda bazen yokuş çıkarak, bazen yokuş inerek çok eski zamanlardan beri yollarına devam ediyorlar. Şehir efsanesi mi bilmiyorum ama bazen yolcuların tramvaydan aşağı inip tramvay yolundaki araçları kenara itmek zorunda kaldıkları da olabiliyormuş.

Lizbon'da 12 numaralı tramvay

Lizbon’da her gün 4 farklı tramvay hattı çalışıyor. Bunlardan üçü sarı renkli 12,15 ve 28 numaralı tramvaylar. Diğeri ise turistler için çalışan şehrin görülmeye değer yerlerinde turlayan kırmızı renkli tramvay.

Fiyatlandırmasına gelecek olursak, eğer biletinizi tramvayın içinde alacak olursanız ödemeniz gereken miktar 2.85 euro. Lizbon’da, İstanbul’daki akbil sistemine benzeyen bir sistem var. Metro istasyonlarındaki bilet makinalarından Viva Viagem isimli kartı alarak daha ucuza seyahat edebiliyorsunuz. Bu kartın ücreti ise 50 cent. Bu kartla alacağınız tramvay bileti ise 1.40 euro. Bu kartı Lizbon’da bulunduğunuz süre içerisinde dilediğiniz kadar kullanabiliyosunuz. 24 saat geçerli sınırsız bilet ise 6 euro tutarında. Lizbon’da tramvaylar sabah 6’da başlıyor ve gece 11’e kadar çalışmaya devam ediyorlar.


Lizbon’da tramvay yolları ilk defa 1873 yılında döşenmeye başlamış. O zamanlar atların çektiği taşıyıcılar kullanılıyormuş. 1901 yılında tramvaylarda elektrikli sisteme geçilmiş ve bu tramvaylara Portekizce’de elektrikli vagon anlamına gelen Carro e létrico ismi verilmiş. Zamanla bu isim yerini Eléctrico’ya bırakmış. 1936 ve 1947 yılları arasında tramvay hatlarında müthiş bir ilerleme yaşanmış. 20’nin üzerinde tramvay hattı oluşturulmuş ve bu tramvay kültürü günümüze kadar gelebilmiş.


Çoğu gezgin çok iyi bilir ki bir şehri keşfetmenin en iyi yolu yürümektir. Bir şehrin sokaklarında, caddelerinde ne kadar çok yürürseniz şehri tanıma şansınız da o oranda artar. Ben de yürümeyi çok sevenlerdenim ama açıkçası Ağustos sıcağında Lizbon'un inişli çıkışlı yollarında saatlerce yürümek biraz tadımı kaçırmıştı. Daha önce yaptığım ufak araştırmalar sonucu 28 numaralı hatta binmeye zaten önceden karar vermiştim. Yorgunluğu derinden hissedince 28 numaralı tramvaya bindim. Bu tramvay aslında bir nevi tarihi eser. 1930’lardan bu yana bu yollarda gidip geliyor. Biraz da turistik olduğu için içerisi çok kalabalık. Cam kenarı bir koltuk bulmak olduça şanslı bir durum. Bu tramvay Lizbon’un çok güzel yerlerini kısa bir sürede görme şansı sunuyor. Zamanı az olanlar için özellikle tavsiye edebilirim.











Fotoğrafçılık

Müzik

Sanat