Bermuda Şeytan Üçgeni’nin 5 Sırrı 0 754

Bermuda Şeytan Üçgeni’nin 5 Sırrı 0 755

Bermuda Şeytan Üçgeni olarak adlandırılan ve Bermuda, Miami, San Juan arasında kalan bölgede bugüne kadar yaşanan uçak ve gemi kazaları sebebiyle hep araştırılan bir nokta olmuştur. Bu üçgende yaşanan kazaları açıklamak isteyen bir çok insan, doğaüstü, mistik güçler ve değişik efsanelerden bahsetmiştir. Onlarca gemi ve uçağın okyanusun ortasında birden yok olması ve bir daha iz bulunamaması bu efsaneleri destekler niteliktedir. Ama işin aslı nedir? Tonlarca ağırlığındaki gemi ve uçaklar nasıl birden yok olabilmektedir?

Aslında insanlığın cahil zamanlarında bu gibi şeylere doğaüstü güçler sebebiyle damgası vurmak basitti. Ama günümüzde gelinen teknolojik nokta ve bilimin gelişmesi bu gibi basit yakıştırmaları kabullenmiyor. Bermuda’da olan şey ne olabilir? Aslında bunun sadece tek bir açıklaması yok, birden fazla açıklamayla bu konuya açıklık getirilebilir.

1. Gulf Stream Akıntıları

Bu akıntılar Atlantiğin batısında Bermuda şeytan üçgeni denilen yerde sürekli var olan akıntılardır ve çok kuvvetlidirler. Bu kuvveti açıklamak için şu örneği verebiliriz; Batmak üzere olan bir gemi acil yardım çağrısı (SOS) yaptığı anda Gulf Stream akıntılarının boy gösterdiği alanda yer alıyorsa en hızlı şekilde 10 dakikada bile yardım gelmiş olsa, gemi batmak üzere olduğu yerden 1,5 km uzaklaşmış olacak. Bu da geminin çağrısına en hızlı yetişen geminin bile batmak üzere olan gemiyi yerinde bulamayacağı anlamına geliyor. Eski tarihler düşünülürse sırf bu sebepten bile bir gemi rahatça batmış olabilir.

2. Pusula Şaşırması

Dünyanın manyetik kuzeyiyle coğrafi kuzeyi aynı değildir, dolayısıyla pusula dünyanın bazı bölgelerinde farklı bir şekilde gösterebilir ve bu da eski tarihlerde pusula kullanan gemilerin yönünü şaşırmasına sebep olabilir. Bu yüzden Amerika’ya doğru yol alan bir gemi okyanusun ortasında pusula yüzünden daireler çizerken yakıtını bitirebilir, bu da dalgalarla dünyanın farklı köşelerine sürüklenmesine yol açabilir.

3. Coğrafya

Dünyanın bu bölgesinde okyanus üzerinde irili ufaklı binlerce ada bulunmaktadır. Ve bu adaların çevresi, görünüş itibariyle birbirlerine çok benzemektedir. Şimdiki gibi teknolojik cihazlar olmadığı için o dönemde pusulalar ve kaptanların tecrübeleri sayesinde yolculuklar yapılırdı. Bu bölgede çok fazla benzer ada bulunduğu için de yön tayini yapamayan bir çok kaptan olabileceği tahmin ediliyor.

4. Hava Koşulları

Şimdiye kadar dünyanın en büyük kasırgalarının yaşandığı bölge aynı zamanda Bermuda Şeytan Üçgeni olarak ifade edilen bölgedir. Gulf Stream akıntılarının da uzantısı olduğu bu coğrafi bölgede belli aralıklarla devasa kasırgalar, fırtınalar çıkmaktadır. Bu kasırgalarda herhangi bir geminin haricinde herhangi bir uçak da çok kolay bir şekilde okyanusun dibini boylayabilir.

5. Metan Gazı

Bu üçgen bölgede bulunan yer altı kaynaklarından sızan Metan Gazı, üzerinde bulunan havanın ve suyun yoğunluğunu değiştirerek kaldırma kuvvetlerini sıfırlamaktadır. Bu sebeple yükselen metan gazının üzerinde bulunan nesneler ana karaya doğru çekilerek okyanusun en dibine yerleşirler. Bu da diğer sebeplerle birlikte ele alındığında Bermuda Şeytan Üçgeni’ne bilimsel açıklama getiren etmenlerden en büyüğüdür.

Previous ArticleNext Article

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Azılı Suçlulara Bile Kafayı Yedirten Dünyanın En Tehlikeli 10 Hapishanesi 0 1651

Dünyadaki hiç bir hapishane tam olarak güvenli sayılmaz. Fakat öyle hapishaneler var ki, bazılarının tarihi son derece kanlı veya karanlık. Cezaevlerinde mahkumların haklarından tutun, gördükleri işkencelere, işlenen cinayetlere, insanlık dışı yaşam koşullarına kadar bir çok kategoride değerlendirilen bu listede Türkiye‘den de hepimizin bildiği bir hapishane mevcut.

10. Rikers Island, New York – Amerika Birleşik Devletleri


İçeride tecavüz, cinayet gibi suçların rahatça işlenebildiği, dövüş kulüplerinin bulunduğu ve bir çok suçun örtbas edildiği bu ada hapishanesinde büyük suçlar işleyen New York’lular ve diğer suçlu Amerika vatandaşları bulunuyor. Hapishanedeki en büyük tehlike, hiç bir gardiyanın suçluları koruyabilecek kadar yeterli olamaması ve her mahkumun ölmemek için kendi arkasını kollamak zorunda olması.

9. La Sante, Paris – Fransa


Seine nehri civarında, Paris’in tam merkezinde yer alan bu cezaevinin aşk şehri Paris’te yer aldığına inanmak güç. Bu yüksek güvenlikli cezaevi, tarihte yer alan en ünlü cezaevlerinden biri. 1867’de açılan hapishane, Dünya Savaşı zamanında savaş suçlularını ve esirlerini konuk etmiştir. Bugün bile hala aşılamayan bir güvenlik seviyesine sahip olan bu hapishaneden tarih boyunca yalnızca 3 kişi kaçmayı başarabilmiştir.

8. Petak Island – Rusya


Rusya’da bir çok yüksek güvenlikli cezaevi var. Beyaz Göl’deki Petak Adasında bulunan cezaevi de bunlardan biri ve en ağır suçları işleyen suçluların gönderildiği bir yer. Mahkumlar haftada sadece iki kez ziyaretçi kabul edebiliyor. Burayı en tehlikeli yapan etmenlerden biri ise duvarlardaki yalıtım eksikliği ve mahkumların hayatına önem verilmemesi sebebiyle kışın eksi 40 dereceye inen sıcaklıklarda bir çok mahkumun donarak ölmesi ve bazı durumlarda akıllarını bile yitirmesi.

7. Bang Kwang, Bangkok – Tayland


Maksimum güvenlikli bir hapishane olan Bang Kwang, Bangkok’a yalnızca bir kaç kilometre uzaklıkta bulunuyor. Bu hapishanede yabancı mahkumların sayısı da bir hayli fazla. Yeni gelen suçlulara 3 ay boyunca pranga takılan cezaevinde bulunan suçluların her 10 tanesinden 1’i idam mahkumu oluyor. Bu hapishanede mahkumların bir çoğu kötü beslenme ve neredeyse hiç işlemeyen kanalizasyon sisteminin de etkisiyle çeşitli hastalıklardan hayatını kaybediyor.

6. La Sabaneta – Venezuela


Eski Devlet Başkanı Hugo Chavez tarafından “Cehennem Çemberi” olarak tanımlanan meşhur La Sabaneta cezaevi aşırı kalabalık, yetersiz personel, yetersiz bütçe, tecavüz, sebepsiz cinayetler gibi sebeplerle en tehlikeliler listesinde yer alan hapishanelerden biri. Düzenli bir şekilde ayaklanma çıkan hapishanede 2012 yılında 591 mahkum öldürüldü. 2013 yılında baskın yapılan cezaevinde bulunan, tabanca, tüfek, esrar, kokain, çeşitli cephanelikler ve 22 bin adet mermi, mahkumların gizli tuttuğu yer altı tünellerinde ele geçirildi.

5. Diyarbakır Cezaevi – Türkiye


1980 yılında açılan bu cezaevi, özellikle bölgedeki Kürt nüfusu için 35 yılı aşkın zamandır tam bir cehennem olmuştur. Ağır suçlular ve siyasi mahkumlar için kullanılan cezaevinin kanlı bir geçmişi vardır. Açıldığı günden beri yüzlerce kişi işkencelerle ölmüş, bir çok kişi kendini yakarak intihar etmiştir. Yaşları 13 ile 17 arasında değişen 350’den fazla çocuk mahkum da Diyarbakır cezaevinde yatmaktadır.

4. Gldani – Gürcistan


Gürcistan’ın Gldani hapishanesinde yaşanan dehşet, teknoloji sayesinde açığa çıkarıldı. Mahkumlara tecavüz, dayak ve işkence yapılan görüntülerin kaydedilip sızdırılmasının ardından hapishanedeki şartlar biraz da olsa düzeldi ve sorumlu tutuklularla gardiyanlar yargılandı.

3. Cotonou – Benin


Benin, Togo ve Nijerya’nın yanında bulunan küçük bir Afrika ülkesi. 2400 kişilik kadın, erkek ve çocuk mahkumların barındığı bu hapishane aşırı kalabalık. Çok kötü koşullara sahip olan bu hapishane, devlet tarafından özellikle bu durumda tutulmuyor. Fon yetersizliğinden dolayı aşırı kalabalık olan bu hapishane, hastalık ve diğer kötü şartlardan kaynaklanan ölümlere sebep oluyor.

2. Tadmor – Suriye


Suriye’de bir çölde bulunan Tadmor hapishanesi siyasi mahkumlar ve ağır suçluları barındırıyor. 2001 yılında kapatılan bu hapishane daha fazla tutukluyla 10 yıl sonra yeniden açılmış. Hapishanede kitap, radyo, televizyon gibi hiç bir aktivite bulunmuyor. Tek eğlence işkence.

1. Gitarama – Ruanda


Ruanda’da bulunan bu hapishanede durum öyle içler acısı ki, kaynak yetersizliğinden dolayı hiç bir para aktarılmayan bu cezaevi hem çok kalabalık hem de bu kadar mahkumu doyurmaya ve bakmaya yetecek kadar imkan yok. Buradaki mahkumların tek derdi işkence ve cinayetler değil. Hayatta kalma içgüdüsü ve açlık sebebiyle birbirlerini öldürüp yiyen binlerce mahkum bulunuyor.

Dünyanın İlk Hidrojen Yakıtlı Treni “iLint” 2017’de Raylarda 0 328

Demiryolu teknolojisi üreten Alstom firması, dünyanın ilk yakıt hücreli trenini kısa adımlarla rekor bir süre içerisinde tamamlayıp, gerekli testler ardından 2017 de kullanıma sunuyor!

Tren yolu kullanımı, elektrik akımıyla çalıştığı için çevremizin bir numaralı dostudur. Ancak günümüzde hala dizel yakıtla çalışan trenlerde yok değil. Alman Alstom firması, dizelle çalışan trenlerin çevreye verdiği zararın önüne geçmek için hidrojenle çalışan tren üzerinde 2 yıl boyunca çalışmalar yaptı ve nihayet uzun beklemeler ardından salı günü Almanya’nın Berlin şehrinde hidrojen yakıtlı trenin tanıtımı yapılacak.

İki yıl gibi rekor bir sürede üretimi yapılan hidrojen yakıtlı tren, dünyada bir ilke de imza atmış oldu. Aralık 2017’den itibaren Almanya’nın Buxtehude–Bremervörde–Bremerhaven–Cuxhaven hattında hizmet vermeye başlayacak.

iLint adına sahip olan bu trenin çalışma prensibiyse, trenin üstünde hidrojen tankı ve bir de yakıt hücresi bulunuyor, hidrojen bu şekilde elektrik enerjisine donüştürülüyor. Yani trenin hareket edebilmesini ve tam fonksiyonel çalışmasını sağlıyor. Ayrıca bu işlev daha önceden otobüs ve otomotiv sektöründe test edilip kanıtlanmıştı. Şunu da belirtmek gerekir ki; bu tren %0 emisyona sahip ve yolculuk esnasında sadece trenin teker sesleri duyuluyor. Yani herhangi bir şekilde gürleyen bir motor sesi de olmayacak ve tabi ki tamamen çevre dostu. Umarız bu tren başarılı seferler yaparak dünya genelinde kullanılabilir yapıya getirilir.

Kaynak

Popüler Başlıklar

%d blogcu bunu beğendi: