İlk Karavanın Hikayesi: Eccles Karavanları 0 513

İlk Eccles Karavan Reklamlarından Biri

Karavancılığın hikayesi aslında yüzyıllarca öncesine dayanmakta. Nitekim karavan kelimesinin kökü “kervan” kelimesinden türemiştir ve bundan uzun yıllar önce at arabaları zamanında da atlarla çekilen karavanlar zaman zaman toprak yollarda boy göstermiştir. Eskiden beri dizayn edilen bu tekerlekli taşıtların günümüze kadar ulaşmasına katkı sağlayan bir şirket olan Eccles ise günümüzde de karavan üretmeye devam ediyor.

1919 yılında Birmingham’da kurulan Eccles adında bir şirketin sahibi olan Bill Riley, ilk prototip karavanı tasarladı ve bu fikrini de hayata geçirmeyi başardı. 1919 yılında bu ürettiği karavanı bir motor show fuarında sergileme kararı alan Bill, daha fazla ilgi görmek için bir sergi ayarladı ve beklediği siparişler de gelmeye başladı. İlk karavan siparişi veren Dowager Kontesi oldu ve ardından siparişler yağmaya başladı. Bunca ilgi görmesi sebebiyle siparişleri yetiştirmekte güçlük çekildiği için o tarihte yani 1919’da Eccles fabrikaları hizmete girerek ilk 50 karavanı ürettiler.

Pahalı ama Kullanışlı!

İlk karavanların fiyatları, maliyetleri de hesaplanarak yüksek fiyatlardan satışa sunulmuştu. Bu da ilgi görmesine rağmen satışların yerinde saymasına sebep olan bir faktördü. Siparişler çok azaldığı için sipariş sayısını artırıp karavan satışını canlandırmak adına tüm ülkede kamu reklamları yayınlanmaya başladı: “Tatil Problemi Çözüldü!”

1922’de Eccles White City’de bir fuara katıldı ve bu fuarda kendini ispatladıktan sonra siparişler artmaya başladı. Talep yükseldi ve fabrika yetersiz kalmaya başladı. Bunun sonucunda fabrikaya yeni ek binalar ve üretim tesisleri eklenince farklı karavan modelleri üretilmeye başladı.

Karavancılık Yayılıyor

Eccles fabrikasının büyümeye başlamasının sonucunda tüm tesisler yetersiz kaldı ve 1920’li yılların sonuna yaklaşırken Eccles Karavan Fabrikası Birmingham şehrinde 4 dönüm arazi üzerine tek katlı ve büyük yepyeni bir fabrika kurmuştur. Eccles’in bu başarısı sayesinde karavancılık yayılmaya başladı ve siparişler iyiden iyiye arttı. Bunun sonucunda Eccles, Afrika ve Hindistan’a karavan ihraç etmeye başladı. Firma yine o yıllarda insanların kişisel yaşamlarına göre cömertçe düzenlenmiş 4 tekerlekli çeki demirli bir römork karavan üretimine başladı.

Persil Reklam Arabasının Arkasında Eccles Üretimi Römork

Dünya Savaşı Dönemi

1945 yılı civarında patlak veren İkinci Dünya Savaşı sebebiyle karavan satışları neredeyse sıfıra inerek 11 satış civarına düştü. Ancak Eccles bunu da fırsata çevirmesini bildi ve ordu için kullanışlı karavanlar geliştirmeye başladı. Ofisten tutun her türlü savaş ihtiyaçlarına cevap verebilecek kapasitede uzun ve geniş karavanlar üreten, aynı zamanda dizayn eden Eccles savaş döneminde ayakta kaldı.

Satışlar Çoğalıyor

Savaştan sonra dünyanın rahatlama sürecine girdiği sıralarda karavan satışları tekrar artarak eski seviyesine geldi ve o tarihten sonra da sekteye uğramadan artışa devam etti. Eccles Karavan fabrikası ise günden güne yeniliklerini artırarak daha donanımlı karavanlar üretmeye başladı. Aynı zamanda buzdolabı, su ısıtıcısı gibi teknolojik yeniliklerine de karavanlarına eklemeyi ihmal etmeyen Eccles, günümüz karavanlarının baş mimarı oldu ve satışlarına hala devam etmektedir. Bugüne kadar karavancılık alanında çeşitli ödüller de alan firmanın bu konuda en iyisi olduğu da aradan geçen 95 yıl içinde tescillenmiş oldu.

 

 

 

 

 

 

 

Previous ArticleNext Article

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Azılı Suçlulara Bile Kafayı Yedirten Dünyanın En Tehlikeli 10 Hapishanesi 0 1706

Dünyadaki hiç bir hapishane tam olarak güvenli sayılmaz. Fakat öyle hapishaneler var ki, bazılarının tarihi son derece kanlı veya karanlık. Cezaevlerinde mahkumların haklarından tutun, gördükleri işkencelere, işlenen cinayetlere, insanlık dışı yaşam koşullarına kadar bir çok kategoride değerlendirilen bu listede Türkiye‘den de hepimizin bildiği bir hapishane mevcut.

10. Rikers Island, New York – Amerika Birleşik Devletleri


İçeride tecavüz, cinayet gibi suçların rahatça işlenebildiği, dövüş kulüplerinin bulunduğu ve bir çok suçun örtbas edildiği bu ada hapishanesinde büyük suçlar işleyen New York’lular ve diğer suçlu Amerika vatandaşları bulunuyor. Hapishanedeki en büyük tehlike, hiç bir gardiyanın suçluları koruyabilecek kadar yeterli olamaması ve her mahkumun ölmemek için kendi arkasını kollamak zorunda olması.

9. La Sante, Paris – Fransa


Seine nehri civarında, Paris’in tam merkezinde yer alan bu cezaevinin aşk şehri Paris’te yer aldığına inanmak güç. Bu yüksek güvenlikli cezaevi, tarihte yer alan en ünlü cezaevlerinden biri. 1867’de açılan hapishane, Dünya Savaşı zamanında savaş suçlularını ve esirlerini konuk etmiştir. Bugün bile hala aşılamayan bir güvenlik seviyesine sahip olan bu hapishaneden tarih boyunca yalnızca 3 kişi kaçmayı başarabilmiştir.

8. Petak Island – Rusya


Rusya’da bir çok yüksek güvenlikli cezaevi var. Beyaz Göl’deki Petak Adasında bulunan cezaevi de bunlardan biri ve en ağır suçları işleyen suçluların gönderildiği bir yer. Mahkumlar haftada sadece iki kez ziyaretçi kabul edebiliyor. Burayı en tehlikeli yapan etmenlerden biri ise duvarlardaki yalıtım eksikliği ve mahkumların hayatına önem verilmemesi sebebiyle kışın eksi 40 dereceye inen sıcaklıklarda bir çok mahkumun donarak ölmesi ve bazı durumlarda akıllarını bile yitirmesi.

7. Bang Kwang, Bangkok – Tayland


Maksimum güvenlikli bir hapishane olan Bang Kwang, Bangkok’a yalnızca bir kaç kilometre uzaklıkta bulunuyor. Bu hapishanede yabancı mahkumların sayısı da bir hayli fazla. Yeni gelen suçlulara 3 ay boyunca pranga takılan cezaevinde bulunan suçluların her 10 tanesinden 1’i idam mahkumu oluyor. Bu hapishanede mahkumların bir çoğu kötü beslenme ve neredeyse hiç işlemeyen kanalizasyon sisteminin de etkisiyle çeşitli hastalıklardan hayatını kaybediyor.

6. La Sabaneta – Venezuela


Eski Devlet Başkanı Hugo Chavez tarafından “Cehennem Çemberi” olarak tanımlanan meşhur La Sabaneta cezaevi aşırı kalabalık, yetersiz personel, yetersiz bütçe, tecavüz, sebepsiz cinayetler gibi sebeplerle en tehlikeliler listesinde yer alan hapishanelerden biri. Düzenli bir şekilde ayaklanma çıkan hapishanede 2012 yılında 591 mahkum öldürüldü. 2013 yılında baskın yapılan cezaevinde bulunan, tabanca, tüfek, esrar, kokain, çeşitli cephanelikler ve 22 bin adet mermi, mahkumların gizli tuttuğu yer altı tünellerinde ele geçirildi.

5. Diyarbakır Cezaevi – Türkiye


1980 yılında açılan bu cezaevi, özellikle bölgedeki Kürt nüfusu için 35 yılı aşkın zamandır tam bir cehennem olmuştur. Ağır suçlular ve siyasi mahkumlar için kullanılan cezaevinin kanlı bir geçmişi vardır. Açıldığı günden beri yüzlerce kişi işkencelerle ölmüş, bir çok kişi kendini yakarak intihar etmiştir. Yaşları 13 ile 17 arasında değişen 350’den fazla çocuk mahkum da Diyarbakır cezaevinde yatmaktadır.

4. Gldani – Gürcistan


Gürcistan’ın Gldani hapishanesinde yaşanan dehşet, teknoloji sayesinde açığa çıkarıldı. Mahkumlara tecavüz, dayak ve işkence yapılan görüntülerin kaydedilip sızdırılmasının ardından hapishanedeki şartlar biraz da olsa düzeldi ve sorumlu tutuklularla gardiyanlar yargılandı.

3. Cotonou – Benin


Benin, Togo ve Nijerya’nın yanında bulunan küçük bir Afrika ülkesi. 2400 kişilik kadın, erkek ve çocuk mahkumların barındığı bu hapishane aşırı kalabalık. Çok kötü koşullara sahip olan bu hapishane, devlet tarafından özellikle bu durumda tutulmuyor. Fon yetersizliğinden dolayı aşırı kalabalık olan bu hapishane, hastalık ve diğer kötü şartlardan kaynaklanan ölümlere sebep oluyor.

2. Tadmor – Suriye


Suriye’de bir çölde bulunan Tadmor hapishanesi siyasi mahkumlar ve ağır suçluları barındırıyor. 2001 yılında kapatılan bu hapishane daha fazla tutukluyla 10 yıl sonra yeniden açılmış. Hapishanede kitap, radyo, televizyon gibi hiç bir aktivite bulunmuyor. Tek eğlence işkence.

1. Gitarama – Ruanda


Ruanda’da bulunan bu hapishanede durum öyle içler acısı ki, kaynak yetersizliğinden dolayı hiç bir para aktarılmayan bu cezaevi hem çok kalabalık hem de bu kadar mahkumu doyurmaya ve bakmaya yetecek kadar imkan yok. Buradaki mahkumların tek derdi işkence ve cinayetler değil. Hayatta kalma içgüdüsü ve açlık sebebiyle birbirlerini öldürüp yiyen binlerce mahkum bulunuyor.

Dünyanın İlk Hidrojen Yakıtlı Treni “iLint” 2017’de Raylarda 0 332

Demiryolu teknolojisi üreten Alstom firması, dünyanın ilk yakıt hücreli trenini kısa adımlarla rekor bir süre içerisinde tamamlayıp, gerekli testler ardından 2017 de kullanıma sunuyor!

Tren yolu kullanımı, elektrik akımıyla çalıştığı için çevremizin bir numaralı dostudur. Ancak günümüzde hala dizel yakıtla çalışan trenlerde yok değil. Alman Alstom firması, dizelle çalışan trenlerin çevreye verdiği zararın önüne geçmek için hidrojenle çalışan tren üzerinde 2 yıl boyunca çalışmalar yaptı ve nihayet uzun beklemeler ardından salı günü Almanya’nın Berlin şehrinde hidrojen yakıtlı trenin tanıtımı yapılacak.

İki yıl gibi rekor bir sürede üretimi yapılan hidrojen yakıtlı tren, dünyada bir ilke de imza atmış oldu. Aralık 2017’den itibaren Almanya’nın Buxtehude–Bremervörde–Bremerhaven–Cuxhaven hattında hizmet vermeye başlayacak.

iLint adına sahip olan bu trenin çalışma prensibiyse, trenin üstünde hidrojen tankı ve bir de yakıt hücresi bulunuyor, hidrojen bu şekilde elektrik enerjisine donüştürülüyor. Yani trenin hareket edebilmesini ve tam fonksiyonel çalışmasını sağlıyor. Ayrıca bu işlev daha önceden otobüs ve otomotiv sektöründe test edilip kanıtlanmıştı. Şunu da belirtmek gerekir ki; bu tren %0 emisyona sahip ve yolculuk esnasında sadece trenin teker sesleri duyuluyor. Yani herhangi bir şekilde gürleyen bir motor sesi de olmayacak ve tabi ki tamamen çevre dostu. Umarız bu tren başarılı seferler yaparak dünya genelinde kullanılabilir yapıya getirilir.

Kaynak

Popüler Başlıklar

%d blogcu bunu beğendi: