7 Mart 2014 Cuma

Karayiplerin Kızıl Yıldızı: Havana

Latin Amerika'nın Karayipler bölgesinde bağımsız Küba'nın başkenti, Karayiplerin en büyük şehri Havana. 1959'da Kumandan Che önderliğinde elde edilen bağımsızlıktan sonra günümüz dünyasında uzun yıllardır süregelen kapitalist sistemden sıyrılıp tamamen özgün bir şehir olarak varlığını sürdürmüştür Havana. Devrimden sonra refah seviyesi hızla yükselmiş, okur yazarlık yüzde yüzlere çıkmış, kültür ve sanat dünya tarihindeki sonsuz macerasına izi silinemeyecek bir başlangıç yapmıştır. Bir kısım kitleye göre devrimden sonra Küba'yla çağdaş dünyanın arasındaki bağlar zayıflasa da, Küba halkı bugün mahrum oldukları tek şeyin para odaklı kirli bir dünya olduğunun bilincinde. Bu bilinçli yaşam Küba'nın günlük yaşamında insanlara dertlerden uzak bir yaşam vaadetmektedir. Zaten bir hayli eğlenceli ve tutkulu olan Latin Amerika kültürü, en güçlü yanını Havana'da göstermektedir. Küba veya Latin Amerika denince hepimizin aklına gelen bazı kelimeler vardır. Onlardan bir kaçı: "müzik, nostalji, puro, devrim" diye sıralanabilir. Bu kelimeler aslında hayatımıza anlam katan değerlerdir. Bugün bu vizyonu sağlayamamış ülkelerden hangisine giderseniz gidin, kapitalist sistemin getirisi olan yaşam savaşından dolayı Küba'daki yaşamın örneğini görebilmeniz pek mümkün değil.

Yaşamın getirileri olan tüm özgürlükleri içinde barındıran Havana şehri, Latin müziklerinin sokaklarda en iyi sergilendiği yer. Bugüne kadar en başarılı Latin Müzisyenlerinin bir çoğu Havana şehrinde doğup büyümüştür. Bu gelenek ise halen Havana sokaklarında devam etmektedir ve gelen turistleri büyülemeye devam etmektedir. Nostalji kokan sokakları ise bugün dünyanın en zengin şehirlerinde bulunan ayrılmış bölgelerdeki gibi değil, şehir çapında hüküm sürmektedir. Havana bu özelliğiyle diğer şehirlerden farklı ve orijinal. Kültür ve sanatın bu denli önem verilen bir boyutta olması ise kuşkusuz okur yazar oranı ve devrimden sonra gelen reformlarla yakından ilgili. İnsanların tek derdinin para olmadığı bir yer imajı çizen Havana ve Küba genelinde durum gerçekten de böyle. Paraya ihtiyaç oranı az olduğu için ve parayla satın alınabilecek çok da önemli şeyler bulunmadığı için Küba halkı parayı geri plana atıp sadece güzel şehirleri Havana ve güzel Havana Purosu ile mutlu olabiliyorlar. Belki de mutlu olmalarını sağlayan tek şey Karayiplerin kendilerine kattıklarıdır. Güzel latin müzikleri, klasik ve bakımlı arabaları, kendi ürettikleri puroları, güzel plajlar ve kendilerine örnek alabilecek güzel devlet liderleri.

Kapitalist düzenin getirileri bir çoğumuza çağdaş dünyanın gerektirdikleri gibi gözükse de aslında oturup düşündüğümüzde bugün yaşadığımız yerde yaptığımız şeylerin, Afrika'daki veya Güney Amerika'daki dertsiz tasasız bir insanın yaptıklarına göre çok da gerekli şeyler olmadığını fark ederiz. Üstelik bu zaman kaybının yanı sıra beraberinde getirdikleri dertlerle uğraşırız. Ben belirli aralıklarla oturup Küba'yı ve Küba'lı insanların yaşamlarını düşündüğüm zaman bulunduğum yerde ne yaptığım ve ileride ne yapacağım sorularını ister istemez kendime yöneltirim. Dert, tasa insanların yaşamlarında her zaman var olabilecek bir şeydir. Ama önemli olan yaşam tarzınla onu en aza indirmeye çalışmaktır. Havana'lıların bunu isteyerek veya istemeden de olsa başardıklarını söyleyebiliriz.

Fotoğrafçılık

Müzik

Sanat