14 Mart 2014 Cuma

Geleceğin Şehirleri: Uzay Çağı


Sene 1969, Türkiye'deki Bilim ve Teknik dergilerinin henüz ilk sayıları denilebilecek dergilerden birinde büyük puntolarla şu cümle yer aldı: "Ay'a çıkıldı". Tarihin gidişatını değiştiren bir cümle olan bu yazıda insanoğlunun Ay'a ilk adımı attığından bahsediyordu. Bu demekti ki insanoğlu ilk kez uzaya çıktı ve bundan sonra da bu son olmayacak. İşte o tarihten sonra bütün insanlığın kurduğu düşler büyümeye başladı ve dünyaya sığmaz oldu. İnsanlık, var olduğu binlerce yıldan beri gökyüzüne bakmıştır ve uzayın görüntüsüne her bir millet farklı anlamlar yüklemiştir. Bir gün oraya gidilebileceğini ise kimse tahmin etmemişti. 1969 yılında Ay'a insan gönderildikten sonra dergilerde, gazetelerde insanlığın ortak düşleri yazılmaya başladı. Bu düşler o yıllarda filiz verdi ve teknolojinin büyüme hızının sürekli katlanarak artması o tarihlerde başladı. İnsanoğlu hayal kurdukça, bilim ve teknoloji hızına hız kattı.

60'lı - 70'li yıllardan beri insanlık hep 2000'li yılların hayalini kurmuştur. Çekilen filmlerde, yayınlanan dergilerde 2000'li yılların dünyasından sıkça bahsedilmiştir ve bu kurulan hayaller insanlara tatlı gelmiştir. 2000'li yıllarda insanların hep yüz, iki yüz katlı binalarda yaşayıp her birinin uçan birer arabası olacağı düşlenmiştir. Uzayla içli dışlı olunacağı ve hatta diğer gezegenlerde de herkesin birer tane evi olacağı hayal edilmiştir. O yıllarda çekilen filmlerin bir kısmının teması gezegenler için yapılan savaşlar ve gelecek yıllarda yaşanacak yaşamı konu almaktaydı. Örneğin Yıldız Savaşları gibi filmler gezegenler arası savaşların yaşanabileceğine işaretti. '85 yılının filmi Geleceğe Dönüş ise "Zamanda Yolculuk", "2015 yılı", ve uçabilen nesneleri konu almaktaydı.

2015 yılı geldi çattı ve günümüz mimarisiyle şehirciliğinin, 60'lı yıllarda düşlenen görüntüsünden pek de bir farkı olmadığını söyleyebiliriz. Özellikle yeni yapılanmaya başlanan şehirler geleceğin estetiğine bir hayli hızlı bir geçiş yapmış gibi gözüküyor. Gökdelen mimarisinin New York gibi şehirlerde çılgınlık boyutuna vardığı yıllar üzerinden baya bir zaman geçti. Gökdelenlerin yanlarına da yeni gökdelenler eklendi ve günümüzde milyon nüfusunu aşan çok sayıda şehir gökyüzüne doğru yükselişe geçmeye başladı. Bir kilometre yüksekliğindeki binalardan tutun, 6'şar 7'şer şeritli otoyollar geleceğe yönelik yapılaşmanın birer örneği. Günümüzde büyük şehirler genişledikçe bina yapılabilecek alanlar da azalmaya başladı. Bunun doğurduğu sonuçlardan birisi de metrekare başına düşen fiyatların artması oldu. Hem fiyat artışı, hem de metrekare başına yerleşim ortalamasını artırma amacıyla binalar genişlemesine değil, uzunlamasına büyüdü ve büyümeye devam ediyor.

Binaların bulutların üzerine yükselmesinin düşünce bazındaki amaçlarından birisi ise uçan arabalar. İnsanlığın ilk araba yapıldığından beri düşlerinde yer eden uçan arabalar, geleceğin şehirlerinde büyük yer ediniyor. İleride arabaların uçabileceği düşünülerek geleceğin şehirlerinde planlanması en uygun yapı yine çok katlı binalar oluyor. Daha önce bir çok kez filmlere konu olan bu şehirlerde arabalar özgürce uçup insanlar arabaları gökdelenlerdeki bilmemkaçıncı kattaki garajlarına rahatça park edebiliyorlar.

Günümüzde Dubai başta olmak üzere, Hong Kong, Bangkok gibi şehirlerde binalar yükseldikçe yükselmekte ve şehir planları da ona göre yapılmaktadır. Yıllar öncesinin bilim-kurgu filmlerinden tek farkı uçan arabalar. Kim bilir belki uçan arabalar da bir kaç yıla şehrimizde uçmaya başlarlar.

Fotoğrafçılık

Müzik

Sanat